Etiket: tiroid

  • Saç Dökülmesi ve Tedavisi

    Saç Dökülmesi ve Tedavisi

    SAÇLAR NEDEN DÖKÜLÜR ?

    Kadınlar ile erkeklerde görülen saç dökülmelerin nedenleri farklıdır. Saç dökülmesine neden olabilen bazı faktörler;

    • Demir eksikliği: Demir eksikliğine bağlı anemi saç dökülmesine neden olabilir. Öncelikle olarak kan sayımı yapılarak demir eksikliğiniz olup olmadığının anlaşılması gerekmektedir.
    • Tiroid hastalıkları: Tiroid bezinin salgıladığı hormonların artması da azalması da saç dökülmelerine neden olabilmektedir.
    • Östrojen seviyesinin düşük olması: Birçok kadın menopozdan sonra veya menapoz sırasında saç dökülmesi sorunu yaşamaktadır.
    • Gebelik öncesi hormon değişiklikleri: Anne adayları ilk 6 ay boyunca yaşadıkları hormonal değişimlerin sonucunda saç dökülmesi sorunu yaşayabilirler ama genellikle hormonlar normale döndüğünde saçlar yeniden çıkar.
    • Telogen effluvium: Uzun bir dönem içinde saçta yaygın olarak görülen incelme ve dökülmedir. Hamilelik, hastalıklar yada stres gibi faktörler etkili olabilir.
    • İlaçlar yada tedavi: Birçok ilaç veya tedavi saç dökülmesine neden olabilir. Eğer bu tür bir durumla karşılaştıysanız doktorunuzla konuşarak tedavinizin gözden geçirilmesini isteyebilirsiniz.
    • Yüksek dozda A vitamini veya Selenyum: Eğer ihtiyacınızdan fazla selenyum veya selenyum alırsanız bu tür bir sorunla karşılaşabilirsiniz.
    • Sigara saç dökülmesine neden oluyor: Erkekler üzerinde yapılan araştırmalarda sigara içmenin saç dökülmesini artırabileceği belirlendi. Kadınlar üzerinde bu yönde henüz bir çalışma olmamasına rağmen, sigaranın bu tür sonuçlar doğurabileceği açıktır.
    SAÇ DÖKÜLMESİNİN TEDAVİSİ MÜMKÜNMÜDÜR

    Saçlarınız dökülüyorsa ne yapmalısınız? Saç dökülmesi sorunu yaşıyorsanız yapmanız gereken saç dökülmenizin ne zaman başladığı, sebeplerinin ne olabileceğini belirlemek ve saçlarınızı tamamen kaybetmeden önce bir uzmandan yardım almak olmalıdır. Öncelikle kan tahlili yaptırarak demir, tiroid, östrojen (kadınlar için) hormonu gibi kan seviyelerinizin kontrol edilmesi gerekmektedir. Eğer bir eksiklik veya hastalık veya ilaç kullanımı gibi bir durum yoksa o zaman sorununuz genetik olabilir.

  • Saç Ekimi

    Saç Ekimi

    Kişi yirmili yaşlara geldiğinde saçların yoğunluğu yeni doğmuş bir bebeğe göre yaklaşık yarı yarıya azalmaktadır. Bunun nedeni kafa çevresinin büyümesi ve saç dökülmesinden kaynaklanmaktadır. 
    Saç ekimi ile dökülen saçların yerine saç nakli yapılmaktadır.

    Saçın arka kısmında ensenin üst tarafındaki iki kulak arasında kalan saçlar yapısal olarak en son dökülen saçlardır. Bu nedenle saç ekim operasyonları  bu bölgeden alınan saçlarla yapılmaktadır. Hasta uyutulmadan lokal anestezi yapılarak uzman estetik cerrahlar tarafından saç nakli gerçekleştirilmektedir. Bir, iki ya da üçlü gruplar halinde; bu bölgeden saçların alınıp, seyrekleşme görülen ya da kelleşen bölgeye ekimi gerçekleştirilmektedir.
    Saç ekimi estetik cerrahlar tarafından FUT ve FUE yöntemleri ile yapılmaktadır.

    Saçlarımız; tırnak ve ter bezleri gibi deri eklerinden biridir. Deri ve ekleri keratinden oluşur. Kişi yirmili yaşlara geldiğinde saçların yoğunluğu yeni doğmuş bir bebeğe göre yaklaşık yarı yarıya azalır. Bunun nedeni kafa çevresinin büyümesi ve saç dökülmesidir. İlkbahar ve sonbahar aylarında saç dökülmesi mevsimsel olarak artabilir. Bu artışın nedeni; gün ışığındaki azalmaya bağlı olarak vücuttaki mealtonin sentezinin azalması olarak gösterilir. Telogen safhada dökülen saçlar, anagen safhada gelişirler. Saçların çoğu gelişme aşaması olan anagen safhada bulunur. Durgunluk dönemi olan katagen safhada bulunan çok az saç vardır. Telogen safhadaki saçlar tüm saçların %15’ini içerir. Bir saçın dökülüp tekrar çıkması için 3-4 yıl gereklidir. Günde ortalama 100 saç telinin altında dökülme olması normal karşılanır. Saçlar ekilse dahi bu geçerlidir.

    SAÇ NAKLİ NASIL YAPILIR

    Saçın arka kısmında ensenin üst tarafındaki iki kulak arasında kalan saçlar yapısal olarak en son dökülen saçlardır. Bu nedenle saç ekim operasyonları bu bölgeden alınan saçlarla yapılır. Hasta uyutmadan lokal anestezi yapılarak uzman estetik cerrahlar tarafından saç nakli gerçekleştirilir. Bir, iki ya da üçlü gruplar halinde; bu bölgeden saçların alınıp, seyrekleşme görülen ya da kelleşen bölgeye ekilmesine saç nakli denir. Uygun ekimler sonrası kozmetik ve doğal sonuçlar alınır. Gerektiğinde vücudun başka yerlerinden de kıl kökleri alınarak da saç nakli uygulanabilir.

    SAÇ NAKLİ YÖNTEMLERİ:
    FUT (FOLİKÜLER ÜNİTE TRANSPLANTASYONU) YÖNTEMİ :

    İki kulak arasından saçın arka kısmından şerit şeklinde saç köklerinin alınıp, açık alana uygun büyüklüklerde şekillendirilerek, konulması ile gerçekleştirilir. Operasyon lokal anestezi altında yapılır. Saç alınan bölgede, ilk bakıldığında kolayca anlaşılmayan ancak tamamen ortadan kalkmayan bir iz kalır. Çoğu zaman konulan dikişlerin alınmasına gerek yoktur. Bu yöntem; bir, iki veya üçlü gruplar hazırlanabildiği gibi daha çok sayıda kıl kökü içeren greftler de kullanılmasına imkan verir. Kıl kökleri ekim yapılıncaya kadar uygun şekilde korunur. Saç greftleri, en son teknikle çizikler şeklinde açılan mikrokanallara mikropensetler kullanılarak kıl köküne zarar verilmeden konulur. Çizik şeklindeki kanallar çevredeki sağlam saçların zarar görmesini engellediği gibi sıklaştırma yapmaya da imkan tanır. FUT yöntemi, eski yöntemlere göre daha sık
    saç ekimi yapma olanağı sağlar. Yanlış uygulamalar ise çim adam görüntüsü gibi saçlara neden olabilir.

    SAÇ TEDAVİLERİ NELERDİR?
    SAÇ TEDAVİLERİ:

    Saç tedavileri arasında saç mezoterapisi, ilaçla tedavi, lazer tedavisi, manyetik alan tedavileri sayılabilir.
    Saç mezoterapisi: Saç dökülmesini azaltmak, saçın canlılığını ve kalitesini arttırmak, yeni dökülmüş kökleri tekrar canlandırıp, aktif hale getirmek için, gerekli olan ilaçların, saçlı deriye mikroinjeksiyonlar ile uygulanarak gerçekleştirilen tedavi yöntemine saç mezoterapisi denir. Saç mezoterapisi bütün dünyada oldukça yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Bu işlem için özel tabanca şeklinde enjektörler ya da ince uçlu enjektörler kullanılır. Derinin hemen altındaki kılcal damar ağına ulaşan ilaçlar çok hızlı bir şekilde sonuç alınmasını sağlar. Saç mezoterapisi; düşük dozlarla uygulanır ve sadece saçlı deride saç köklerinde etkili olurlar; saç foliküllerini besler ve canlandırırlar. 10-20 dakikalık seanslar halinde yapılan saç mezoterapisi sonuna dek uygulandığında sonuçları oldukça etkilidir.

    İlaçla tedavi: Saç dökülmesini önlemek için kullanılan ilaçlar dökülmenin yeni başladığı ve seyrelmenin olduğu hastalarda oldukça faydalı olur. Ayrıca
    saç ekimi sonrası hem yeni ekilen saç köklerine hem de daha önceden incelmiş ve zayıflamış saç köklerine uygulanan saç mezoterapisi seçkin bir yöntem olarak tercih edilir. Dökülmüş saçlarda etkisi yoktur. Unutmamalıdır ki, saç mezoterapisi kullanıldığı sürece etkisini gösterir ve bırakıldığı anda dökülme tekrar başlar.

    Lazer tedavisi: Düşük doz diode lazer kullanımı hem hücre metabolizmasını hem de ciltaltındaki dolaşımı arttırır. Bu sistem makine şeklinde olduğu gibi tarak şeklinde de olabilir.

    Manyetik alan tedavisi: Son yıllarda kullanıma giren manyetik alan tedavisi dolaşım ve saç foliküllerindeki hücresel metabolizmayı uyararak etkili olur.

    ERKEKLERDE SAÇ DÖKÜLMESİ

    Erkeklerde saç dökülmesi androgenik, yaygın (diffusion), alopesi areata, travmatik, skatrisiyel, telogen tip olabilir.

    Böbreküstü bezleri, testisler ve yumurtalıklardan salgılanırlar. DHT’un uzun süreli saç folikülleri üzerine etkili olması sonucu saçlar dökülüp, zayıflamaya başlar.

    DHT de hücre metabolizmasında saç siklusunu durdurarak saç dökülmesini tetikler. Halk arasında söylendiği gibi erkeklik hormonunun fazlalığından dolayı saç dökülmesi olduğu doğru değildir.

    Saç dökülmesi başladığı dönemlerde saçların rengi açılıp, incelirler. Saç ekiminde alıcı saha olarak seçilen ense saçları 5 alfa redüktazı içermediğinden dökülmezler.

    Saç dökülmesi genetik yatkınlığa göre oluşur ve nasıl olacağı önceden tahmin edilemez.

    Diffüz alopesi: Kafada bütün saçlı deride görülen genel veya global saç dökülmesi olup, saç dökülmesi ciddi boyutlara varıncaya kadar fark edilmeyebilir. Süreci önceden kestirilemeyen diffüz alopesi periyodik yada devamlı olabilir.

    Alopesi areata: Birdenbire kafada dairesel alanlar şeklinde yada tüm saçların dökülmesi ile ortaya çıkar. Geçici olmasına rağmen tekrarlayabilir. Alopesi areatada, kaşlar, sakallar, bıyık yada tüm vücut kıllarının dökülmesi de söz konusudur. Herhangi bir yaşta, hem erkek hem de kadında görülebilir. Süresi 6-12 aydır.

    Skatrisiyel alopesi: Saç köklerinin herhangi bir travmaya bağlı ölmesine ve fibrozis oluşmasına bağlı bir durumdur. Yanıklar, trafik kazaları, kafa ameliyatları, düşmeler v.b. nedenlerle ortaya çıkabilir. Yara izleri üzerine başarılı bir şekilde saç ekilebilir. Yaralanmanın şekline göre dökülmenin şekli değişir.

    Traksiyonel alopesi: Saçın uzun süre arkaya doğru gergin bir şekilde çekilmesi sonucu oluşur. Hem kalıcı bir dökülme hem de skatrisiyel alopesi gibi travmatik bir dökülmedir. Kadınlarda saçın arkaya doğru örülüp çekilmesi ile, erkeklerde ise saç protezinin klipsleri ya da yapıştırıcıları ile ortaya çıkar. Diğer nedenler ise infeksiyon, kronik cilt hastalıkları, sedef v.b, stres, troid fonksiyon bozuklukları, Fe-Zn eksikliği, genel anestezi, D.Mellitus ( Şeker Hastalığı ), kemoterapi, aşırı doz A vitamini, yüksek ateş, mantarlardır.

    Telogen areata: Normalde bir kişinin saçlarının %85’i anagen safhadayken, %15’i dinlenme safhasına geçip, dökülür. Bunun için günde ortalama 100 kadar saçın dökülmesi gerekir. Bazı dış etkenler nedeniyle saçlar dinlenme safhasına geçer. Telogen areata adı verilen bu dönem; uzun süren saçın incelme ve dökülme sürecidir. Telogen areatanın nedenleri arasında hamilelik ve doğum, kronik hastalık, enfeksiyon (iltihap), kemoterapi, stres, büyük ameliyatlar, hipotiroidizm, hipertiroidizm, protein eksikliği, demir eksikliği anemisi, Jetlag, ağır metaller (Se, Ar, talyum) sayılabilir. Saç döngüsünü bozan etkenler anagen safhayı durdurup, telogen safhayı tetikler. Bazen birkaç ay gibi kısa bir sürede de saçlar dökülebilir. Hamilelik ve doğum kontrol hapları homonal etki ile saçları olması gerekenden daha uzun süre anagen safhada tutarlar. Bu etkenin ortadan kalkması ile saçlar hızla dökülmeye başlar. Belli bir süre sonra saç dökülmesi kendiliğinden durur. Uzun süren dökülme periyodu kalıcı saç dökülmelerine neden olabilir. Hormon kullanımı dökülmeyi geri çevirmez. Diğer etkenlere yönelik tedaviler sonucu etkileyerek, saç dökülmesini durdurur. Ayrıca saçın uzamamasına neden olacak etkenler ise; B vitaminleri, çinko, E vitamini ve mezoterapi uygulamalarıdır.

    Trichothillamania Areate: Strese bağlı olarak kişinin kendi saçlarını yolmasıdır. Saçların yanı sıra kaş ve kirpiklerin yolunduğu da görülmektedir. Sürekli aynı bölgeden saç yolunması kalıcı saç kaybına yol açabilir. Kadınlarda daha sıktır.

    Yaşa bağlı saç dökülmesi: Genetik olarak 20-30 yaş arasında bile saç dökülmesi olabilir.

    KADINLARDA SAÇ DÖKÜLMESİ

    Yaşlanma, hastalıklar, enfeksiyonlar, stres ve hormonal nedenlerden ötürü kadınlarda saç dökülmesi ortaya çıkabilir. Kadınlarda %20 sıklıkla görülen saç dökülmesi saçların hepsinde incelme ve zayıflamayla birlikte görülür. Yaşlanmanın saç dökülmesine direkt etkisi gösterilmemişse de genetik olarak saç dökülmesi 20-30 yaşlarında bile ortaya çıkabilir. Hormonal nedenlere bağlı olarak kadınlarda ortaya çıkan saç dökülmesi erkeklik hormonun fazlalığı nedeniyle görülür. Androgenik alopesi adı verilen bu tip saç dökülmesi kadınlarda kolaylıkla tanınamaz. Üç ayrı tipi vardır:

    I Başın üstünde orta kısmın saç tellerinde incelme

    II Başın üstünde orta kısımda daha geniş alanda saç tellerinde incelme ve yer yer saç kaybı,

    III II tipteki saç kaybı ve saçlarda incelmenin öne ve arkaya doğru ilerlemiş hali ve ön saç çizgisinin kaybı

    Hormonal nedenler arasında doğum, menapoz, tiroid bezi hastalıkları, stres sayılabilir. Stres nedeniyle ortaya çıkan saç kaybına telojen effluvium da denir. Androgenik alopesiden farklı olan strese bağlı saç dökülmesi stres ortadan kalkarsa yaklaşık bir yıl sonra ortadan kalkabilir ve saçlar tekrar çıkar. Saç dökülmesine yol açan hastalıkların yanı sıra; anemi (kansızlık), mantar enfeksiyonları, trichotillomania, alopecia areata, travmatik saç kayıpları, kimyasal maddeler nedeniyle ortaya çıkan saç kaybı ve ilaçlar da saç dökülmesine yol açabilmektedir. Kadınların yaklaşık beşte birinde tedavi gerektirecek kadar ağır derecede demir eksikliği anemisi görülmektedir. Yapılan klinik çalışmalarda, demir eksikliği anemisinin en erken bulgusu olarak saç dökülmesine rastlanabilmektedir. Travmatik saç dökülmesine yol açan nedenler; yanıklar, trafik kazaları ve geçirilmiş kafa operasyonlarıdır. Yanlış kullanılan kimyasal kozmetik ve temizlik ürünleri ve yanlış saç şekillendirme işlemleri (saçın aşırı çekilerek örülmesi veya bağlanması, röfle yapılması) de saç dökülmesine neden olabilir.

    KAŞ, KİRPİK VE SAKAL DÖKÜLMESİ

    Kaş, kirpik ve sakal dökülmesine yol açan sebepler saç dökülmesiyle aynıdır. Saç, kaş, kirpik ve sakal dökülmesine neden olan faktörler arasında travma, sistemik hastalıklar, enfeksiyonlar, trichotillomania, radyoterapi, kemoterapi, kafa cerrahisi, yanlış kozmetik uygulamalar sayılabilir.

  • Göz Kapağı Estetiği

    Göz Kapağı Estetiği

    ÜST GÖZ KAPAĞINDA YAŞLANMA BELİRTİLERİ NELERDİR ?

    Yüzdeki yaşlanma bulgularından bahsederken yüzü bir bütün olarak düşünmek gerekir. 30’lu yaşlarda alın ve kaşlarda aşağı doğru yer değiştirme başlar. Bu durum üst göz kapağı derisinde bollaşma ile kendini belli eder. 50’li yaşlarda üst göz kapağındaki kasların incelmesi ile hem derideki bolluk daha da artar hem de göz çukurundaki yağ yastıkçıklarında belirginleşme olur. Bu doğal süreç aileden alınan bazı özelliklere bağlı olarak bazı kişilerde daha erken yaşlarda belirginleşmeye başlar. Örneğin kaşları gençlikten beri daha düşük pozisyonda olan hastalar.

    ALT GÖZ KAPAĞINDA YAŞLANMA BELİRTİLERİ NELERDİR ?

    Nasıl üst göz kapağındaki yaşlanma belirtileri alındaki yaşlanma ile ilişkili ise alt göz kapağındaki yaşlanma belirtileri de yanaklar ile ilişkilidir. 40’lı yaşlarda yanaktaki yağ dokusu yer çekiminin de etkisiyle aşağı doğru yer değiştirmeye başlar. Bu durum alt göz kapağı altında hale şeklinde çöküntü ve ağız kenarındaki gülme çizgilerinde belirginleşme ile kendini belli eder. Alt göz kapağı derisinin incelmesi ile alt göz kapağı çevresi kazayağı dediğimiz çizgiler oluşmaya başlar. 50’li yaşlarda alt göz kapağı kaslarının da zayıflamasıyla göz küresindeki yağ yastıkları önlerindeki desteği kaybettiklerinden daha belirgin hale gelirler.

    AMELİYATTAN ÖNCE NELERE DİKKAT ETMELİ?

    Ameliyattan önce bir hafta süreyle aspirin ve benzeri ilaçları kullanmayınız. Aynı şekilde yeşil çay gibi bitkisel çayların ve E vitamininin kan sulandırıcı etkisi olduğuna inanıldığı için, bunların da ameliyattan önce bir hafta süreyle alınmamasında yarar vardır. Göz tansiyonunun fazla olması, hipertansiyon, tiroid hastalıkları, göz kuruluğu gibi rahatsızlıklar göz kapağı estetiği ameliyatlarında riski arttıran durumlardır. Eğer bu kronik rahatsızlıklardan birine sahipseniz doktorunuzu bu konuda mutlaka bilgilendirin.

    ÜST GÖZ KAPAĞI ESTETİĞİ AMELİYATINA NASIL KARAR VERİLİR ?

    Alın ve kaşların fizik muayenesi yapılarak kaşların seviyeleri kontrol edilir. Göz kapak hareketleri değerlendirilerek herhangi bir asimetri olup olmadığı tespit edildikten sonra kaş seviyesi minimal aşağıda ve alında ince çizgilenme mevcut olan hastalara ameliyat öncesi botox yapılarak üst göz kapakları tekrar değerlendirilir. Göz kapaklarında bolluk devam ediyorsa üst göz kapağı estetiğine karar verilir. Eğer kaşlarda bariz düşme, alında derin çizgilenme ve üst göz kapağında belirgin dolgunluk mevcutsa endoskopik kaş ve şakak germe işlemlerinin yapılmasına ve ameliyat esnasında üst göz kapaklarının tekrar değerlendirilip, üst göz kapağı estetiği yapılmasına karar verilir.

    ÜST GÖZ KAPAĞI ESTETİĞİ AMELİYATI NASIL YAPILIR ?

    Yalnızca üst göz kapağı estetiği yapılacaksa lokal anestezi altında işlem gerçekleştirilebilir. Üst göz kapağı ameliyatı süresi 1 saati geçmez. Çıkarılacak deri ve kas miktarına hasta otururken yapılan çizim ile karar verilir. Çoğunlukla uygun ölçülerde kapağın katlanma çizgisinde gizlenecek bir çizgiye neden olacak şekilde yapılan deri ve kas çıkartılması göz kapağında yeterli gerginlik sağlar. Fakat bazı vakalarda iç ve orta kısımda mevcut olan yağ yastıkçıkları çok belirgin olabilir. Bu nedenle çok az miktarda onların da küçültülmesi cerrahi olarak yapılır.

    ALT GÖZ KAPAĞI AMELİYATINA NASIL KARAR VERİLİR ?

    Alt göz kapağındaki yaşlanmayı yanaktaki yaşlanma ile birlikte değerlendirmek gerekir. Çoğunlukla 40’lı yaşlar sonrası yanak dokusu aşağı doğru yer değiştirdiğinden endoskopik cerrahi ile yanak dokusunun da yukarı alınması gerekir. Bu işlem sonrası hala alt göz kapağı derisinde bollaşma ve alt göz kapağı yağ yastıkçıklarında belirginlik mevcut ise ameliyat esnasında alt göz kapağı estetiğinin de yapılmasına karar verilir.

    ALT GÖZ KAPAĞI AMELİYATINDA NELER YAPILIR ?

    Alt göz kapağı kirpiklerinin hemen altından yapılan kesi ile alt göz kapağı derisi kas ile beraber kaldırılır. Yağ yastıkçıklarına yapılan küçültme işlemi çok nadir gerekli olur. Genellikle yağ paketlerinin göz çukuru kenarına yayılması göz altında oluşan çöküntünün düzeltilmesinde yardımcı olur. Bu çöküntünün giderilmesinde yanak kaldırılması ve yağ yastıkçıklarının yayılması işlemi yetersiz kalırsa yağ enjeksiyonu işlemi de eklenir. Deri ve kas bolluğu uzaklaştırıldıktan sonra kas dokusu göz çukurunun dış duvarına asılır. Bu da yağ yastıkçıklarına destek sağlar. Alt göz kapağı estetiği genellikle orta yüz germe ameliyatı ile beraber yapıldığı için genel anestezi altında yapılır. Ameliyatın süresi yapılacak ek girişimlere göre 2 ile 4 saat arasında değişir.

    AMELİYAT SONRASINDA NELERE DİKKAT ETMELİYİZ ?

    İşlem bittiği zaman göz kapaklarını örten bantlar olacaktır. Bunlar görmenizi engellemez. Göz çevresine işlem sonrası ödemi kontrol etmek amacıyla soğuk uygulaması yapılır. Bu önlemlere rağmen, göz çevresinde şişlik ve morluk oluşabilir. Bu şişlik ve morluklar ilk 2 gün artarak seyreder. 3. günden itibaren giderek azalmaya başlar. Erken dönemde arnika krem başlanması morlukların daha çabuk geçmesine yardımcı olur. Özellikle işlem sonrası ilk saatlerde, göz kapaklarını örten bantlar üzerinde sızıntı, hafif kanamalar görülebilir. Efor, öksürme, hapşırma bu şikâyetleri artırır.

    İşlem sonrası dinlenirken birkaç yastıkla başın yüksekte tutulması ödemin daha az olmasına yardımcı olur. İşlem sonrası ilk günlerde, göz çevresinde gerginlik, batma, yanma şeklinde şikâyetler olabilir. Basit ağrı kesicilerle bu şikâyetler giderilebilir.

    İşlem sonrası 3. günden itibaren göz çevresindeki ödem azalmaya başlar ve aktiviteler arttırılabilir. İşlem sonrası 5. günde göz çevresindeki bantlar ve dikişler alınır. Bir 5 gün daha kalmak üzere göz kenarına ufak bir bant daha konulabilir. Aynı gün göz çevresinin yıkanmasına ve göz kapaklarına nemlendirici uygulanmasına izin verilir. Bu işlemleri yaparken özenli olunmalı, sert hareketlerden kaçınılmalıdır. Göz çevresindeki bantlar ve dikişler alındığı zaman, sararmaya başlamış mor alan ve sınırlı bir şişlik doğaldır. Bunlar gün geçtikçe azalır ve hafif makyajla gizlenebilir. İşlem sonrası ağır sporlardan, solaryum, sauna, güneş banyosu buhar banyosu gibi ödem arttıran uygulamalardan 6 hafta boyunca kaçınılmalıdır,

    İşlem sonrası ilk haftalarda, sabahları uyanıldığında gözlerin şişmiş olması son derece sık rastlanan bir durumdur. Gün içinde bu şişlik giderek azalır. İlk haftalarda rüzgâr ve güneşe maruz kalınmasına bağlı olarak gözlerde gerginlik, batma ve sulanma olabilir. Bu durumu önlemek için güneş gözlüğünden faydalanılabilir.

    GÖZ KAPAĞI AMELİYATI SONRASI İZ KALIR MI ?

    Üst göz kapağı kıvrımında, alt göz kapağında, kirpiklerin altında, ince, pembe bir çizgi ilk haftalarda dikkati çekebilir. Göz köşesinde ise bu durum bazı olgularda daha uzun süreyle devam edebilir. Göz kapağı derisi çok ince olduğundan deride oluşacak izi 1 yıldan sonra ayırt etmek oldukça güçtür. Yine bazı olgularda göz dış kenarının kas askısı ile asılması gereken durumlarda, ilk hafta daha belirgin olmak üzere, gözler çekik görülebilir. Bu durum her geçen gün azalır.

    GÖZ KAPAĞI AMELİYATININ RİSKLERİ NELERDİR ?
    • Seyrek olmakla birlikte, göz kapağı ameliyatı sırasında ya da sonrasında kanama problemi ile karşılaşılabilinir. Operasyon sonrasında kanama olursa, acil drenaj tedavisi gerekebilir. Kanama riskini artırmaları nedeni ile operasyonun on gün öncesinden, aspirin veya antiinflamatuar ilaçların kullanımı durdurulmalıdır. Tıbbi kontrol altında olmayan hipertansiyon da operasyon sırasında ya da sonrasında kanamaya neden olabilir. Göz kapakları altına kanama, iyileşmeyi geciktirebilir ve kötü iz (skar) kalmasına neden olabilir.
    • Bu ameliyat sonrasında enfeksiyon genellikle beklenmez. Nadiren de olsa, enfeksiyon gelişecek olursa, uygun antibiyotik tedavisi ile sorun çözülebilir.
    • Blefaroplasti sonrasında körlük, son derece az bir ihtimaldir. Ancak cerrahi sırasında veya cerrahi sonrasında göz içine kanama buna neden olabilir. Erken teşhis ve drenaj ile bu sorunun üstesinden gelinebilinir.
    • En korkulan ve nispeten sık görülen komplikasyon ise alt göz kapağında aşağı doğru çekilme (ektropiyon ) olmasıdır. Bu olasılık ikinci kez ameliyat olan hastalarda artar. Sorun genellikle göz derisinin gereğinden fazla alınmasıdır ve tedavisi de eksik derilerin yerine konmasıdır. Bunun için üst göz kapağından deri almak gerekebilir.
    • Yaşlanma, güneşte kalma ve diğer bazı şartların sonucu olarak göz kapağının görüntüsünde değişikler olabilir. Blefaroplasti ameliyatı yaşlanmayı durdurmaz, ya da göz kapağı bölgesinin gerginliğini sürekli olarak sağlamaz. Blefaroplasti ameliyatının sonuçlarını koruyabilmek için gelecekte yeni ameliyatlar ve tedaviler gerekebilir.