Etiket: atilla ersoy

  • Jinekomasti

    Jinekomasti

    Jinekomasti (Erkekte Göğüs)

    Jinekomasti erkekte memelerin büyümesidir. Latincesi kadın tipi meme büyümesidir ve adı üzerinde erkekte karşı cinsin görüntüsünü yaratır. Bu durum özgüveni çok zedeleyebilir. Bu durumdaki birçok erkek bol, büyük cepli gömleklerle sosyal hayata çıkabilir. Yaz mevsimi daha zor geçer. Denize girmek, spor yapmak, cinsel yakınlaşma kişiyi mutsuz edebilir. Karşı cinse ait bu görüntüyü taşımak zordur.

    Kişilerin büyük çoğunluğunda erkeklik hormunu ile ilgili problem yoktur. Erkeklik organları normal gelişimini gösterir. Ergenlikte cerrahi tedavi yerine beklemek tercih edilebilir. Gereksiz beklemeler ise kişinin psikolojisini çok olumsuz etkiler. Farklı ilaç tedavileri varsa da birçok hastada tercih edilmez. Kesin tedavisi estetik cerrahidir. Bence kadın ve erkeklerde estetik meme cerrahisinin en gerekli ameliyatıdır. Hastaların çoğunda 3 milimetrelik bir kesikten yapılan yağ alma (liposuction) ameliyatı ile tedavi uygulanır. Kalan iz görülmeyecek kadar küçüktür. İşlem uyutmadan bölgesel uyuşturma (lokal anestezi) ile yapılabilir. Hasta aynı gün evine döner. Ameliyat sonrası ağrı çok azdır. Biraz morarma olur ve iki hafta içinde kaybolur. Hasta bir hafta sonra koşu gibi sporlara başlayabilir. Durum tekrar etmez.

    Erkekte meme büyümesi neden olur, sık görülür mü?

    Yenidoğan erkelerde görülebilir ve kısa zamanda kendiliğinden geçer. 10-12 yaşlarında meme başının altında küçük bir büyüme çok sık görülür. Bu kadar küçükse hemen girişim gerektirmez. Çocuk hekimleri tarafından takip edilir.  Birçok kişide bu durum 17 yaşından sonra kaybolur. Daha fazla büyüme varsa ve yaşın ilerlemesine rağmen küçülme olmuyorsa hormon testleri yapılır. Hastanın kullandığı ilaçlar kontrol edilir. İleri yaştaki erkeklerde de sık oluşur. Ender durumlarda meme kanseri olabilir.

    Erkekte kadın tipi meme büyümesi neden tedavi edilmelidir?

    Erkekler için erkek gibi görünmek çok önemlidir. Her erkek gerektiğinde üstünü çıkarabilmek bir tişört giymek ve utanmamak ister ve bu en doğal hakkıdır. Bu hastalık çoğu zaman erkelerin erkekliklerini sorgulamalarına yol açar. Kadınlardaki meme estetik problemlerine göre çok daha yaralayıcıdır. Kişi bu utancını çevresi ile paylaşamaz ve tedavi çoğu zaman geç kalır. Bu durum yalnız günümüzde tedavi edilmiyor. Bundan 1400 yıl önce bile insanlar bu konuda ameliyat edilmişler. O dönem insanları için bile önemli bir problem olmuş. Bugün ise tedavi edilmemesini düşünemiyorum.

    Tedaviye nasıl karar veriliyor?

    Tabii ki öncelikle kişinin bu durumdan rahatsız olması lazım. Hastaların çoğunda lokal anestezi ile işlemi yapmak mümkün. Üç milimetrelik küçük deliklerden girilerek fazla olan doku alınıyor. Bu işlemin avantajı yara izinin görünmemesi. Eğer meme dokusu çok büyükse (birçok hastada değildir) o zaman deri fazlalığının alınması gerekiyor. Buna estetik cerrahınızla yapacağınız görüşmede karar verilir.

    Memelerde tekrar büyüme olur mu?

    Eğer 10 20 kilo gibi şişmanlama olmazsa olmaz. Bu durumda bile meme bölgesi karna göre daha küçük kalacağı için kadın görüntüsü oluşmamaktadır.

    Bu durumun ilaçla tedavisi yok mudur?

    Eğer hormonlarda bir problem varsa hormon tedavisi çocuk hekimleri ve endokrinologlar (hormon uzmanları) tarafından verilir. Bunun dışında ilaç tedavilerinden çok cerrahi işlemler daha başarılıdır.

    Jinekomasti en erken kaç yaşında cerrahi olarak tedavi edilir?

    17 yaşına kadar meme büyümesi gerilerse geriler. Eğer düzelme olmuyorsa kişinin psikolojisine çok dikkat etmek gerekir. Birçok genç utancından rahatsızlığını ailesi ile paylaşamaz. Kalın ve kat kat kıyafetlerle dolaşmak, spora gitmek istememek, denizden uzak durmak, insanların yanında üstünü çıkartmak istememek, içe kapanma anne babanın dikkat etmesi gereken durumlardır. Unutmamak gerekir ki gençler için bu durumu kaldırmak yetişkinlere göre çok daha zordur. 17 yaşından sonra her zaman tedavi mümkündür. Eğer 17 yaşında olmasa bile memelerde belirgin büyüme varsa tedavi daha erken yaşta yapılabilir.

    İleri yaştaki erkekler de tedavi edilir mi?

    Yaşın ilerlemesi erkeklerin kadın gibi görünmeyi kabul edecekleri anlamına gelmez. Bu yaş hastalarda özellikle tek taraflı meme büyümesine çok dikkat etmek gerekir. Erkeklerde de az da olsa meme kanseri görülür ve erken teşhis çok önemlidir. Şüphe halinde genel cerrahlara vakit kaybetmeden başvurun. Uzun yıllar içinde yavaş yavaş her iki memede görülen büyümeler estetik girişimlerle düzeltilebilir.

  • Göğüs Küçültme

    Göğüs Küçültme

    MEME KÜÇÜLTME YÖNTEMLERİ:

    Büyük memeler kadınlarda çok önemli sağlık problemlerine neden olmaktadır. Bunlar arasında en önemlileri;

    • Boyun, sırt ve omuz ağrıları,
    • Memelerin karın üzerindeki temasından dolayı pişik ve kokudan dolayı oluşan rahatsızlık,
    • Fizik aktiviteleri kısıtlaması ve istenilen kıyafetlerin giyilememesi,
    • Sütyen askısının omuzda yarattığı çukurumsu şekil bozukluğu

    Meme dokusunun büyümesinin daha çok ailesel olduğu bilinmektedir. Kilo alma, yapılan doğumlar ve emzirme işlemi memelerdeki büyüklüğün ve sarkmanın daha da artmasına yol açmaktadır.

    Göğüslerinizin her ikisi aynı büyüklükte olmayabilir. Meme küçültme (göğüs küçültme) ameliyatında simetrinin sağlanabilmesi için her iki memeye farklı ameliyat tekniklerin uygulanması gerekebilir.

    Meme küçültme ameliyatında amaç; hastanın şikayetlerini gideren, eşit büyüklükte ve formda, simetrik göğüsler elde etmektir. Az iz kalması ve hastanın müdahale sonrasında emzirebilmesinin sağlanması arzu edilir ancak bu durumu tüm teknikler ile elde etmek mümkün değildir. Bunun için doktorunuzla detaylı konuşmanız gerekmektedir.

    GÖĞÜS KÜÇÜLTME AMELİYATI SONRASI EMZİREBİLİR MİYİM?

    Memenin büyüklüğü, meme başının memeye göre konumu (memedeki sarkma oranı), hastanın yaşı ve daha sonra çocuk sahibi olma planı meme küçültme tekniğinin seçiminde etkili faktörlerdir. Meme bezini ve onun meme başı ile bağlantısını koruyan teknikler ile emzirme fonksiyonun korunması bir yere mümkündür. Fakat aşırı büyük olan memelerde yeterli küçültme sağlayabilmek için emzirme fonksiyonu hastanın bilgisi dahilinde feda edilebilir. Aslında bu sorunun net cevabı yok. Risk olduğunun bilinmesinde yarar var.

    MEME KÜÇÜLTME AMELİYATINDAN SONRA İZ KALIR MI?

    Meme küçültme ameliyatında da diğer tüm ameliyatlarda olduğu gibi iz kalır. İzlerin şekli ve yerleşimi meme küçültmede kullanılan teknik ile değişmektedir.  Göğüs küçültme ameliyatı sonrası meme başı etrafında ve meme başının aşağısında ters T, L ya da I şeklinde izler kalabilir. Meme başı halkası çevresinde kalan iz renk değişimi bölgesine rastladığından belli olmaz. Meme başı halkasından aşağı doğru inen ince bir iz kalır. Meme altındaki iz ise önden bakılınca görünmez. Memenin şekli memenin estetik görünümünde en önem arz eden unsurdur. Memenin yuvarlak ve meme başlarının kalkık görünmesi meme estetiğinde ulaşılmak istenen sonuçtur. Memenin şekli güzel olduğunda izlerde daha az görünür. Kaldı ki yeni meme küçültme ameliyat teknikleri ve kullanılan malzemelerin kalitesindeki artış izlerin daha az belirgin olmasına neden olmaktadır.

    MEME KÜÇÜLTME AMELİYATI KANSERE SEBEP OLUR MU?

    Meme küçültme ameliyatı kanser gelişimine yol açmaz. Fakat ailesinde meme kanseri hikayesi olanlar ve 40 yaş üzeri hastalarda ameliyat öncesi yapılan bazı tetkikler (mamografi, ultrason ) ile tanısı konmamış bir kanser ihtimali ortadan kaldırılmalıdır. Ayrıca ameliyat ile uzaklaştırılan meme dokusu patolojik incelemeye gönderilerek ameliyat öncesi gözden kaçan bir durum olup olmadığı da kontrol altına alınmalıdır. Göğüs küçültme ameliyatı ile meme dokusunun büyük kısmı çıkarıldığı için daha sonra kanser oluşma ihtimali de azalmaktadır. Amerika kaynaklı büyük sayıda hasta grupları üzerinde yapılan bazı araştırmalar bu savı desteklemektedir.

    AMELİYAT SONRASI NE KADAR ZAMANDA İYİLEŞİLİR?

    Meme küçültme ameliyatları sonrası hastanede kalış süresi genellikle 1 gündür. Ameliyat bölgesinde biriken sıvıları uzaklaştıran drenler son zamanlarda pek kullanılmaz. Ancak çok büyük memelerde kullanılır. Bunlar çekilip, pansuman tamamlandıktan sonra sporcu sütyeni giydirilen hasta taburcu olur. Kontroller 1. ve 2. haftada yapılır. İkinci hafta dikişler alındıktan sonra iz tedavisine devam edilir. Göğüs büyütme estetik ameliyat sonrası 4. gün duş alınabilir. Genellikle ameliyattan sonra 1 hafta istirahat yeterlidir. Sporcu sütyeni kullanıldığı için hasta kendini güvende hisseder ve iş başı yapabilir.

    AMELİYATTAN SONRA ÇOK AĞRI OLUR MU?

    Meme küçültme ameliyatı sonrası ağrı diğer ameliyatlardan farklı değildir. Ağrı ağrı kesiciler ve buz uygulaması ile kolaylıkla kontrol edilebilir. Ameliyat sonrası 6 – 12 ay süresince göğüslerde ara sıra yanma, batma hafif sızlamalar olabilir. Ancak çok şiddetli bir ağrı duyulmaz.

    GÖĞÜSLERDE NE KADAR KÜÇÜLME ELDE EDİLEBİLİR?

    Hastanın omuz genişliği, göğüs çevresi ölçüsü ve vücudunun genel ölçüleri estetik olarak hastanın vücudu ile orantılı meme elde etmede başvurulan kriterlerdir. Emzirme fonksiyonunun korunması elzem olan hastalarda (evlenmemiş, doğum yapmamış genç hastalar) meme belli ölçüde küçültülebilir. Doktorunuz muayene sırasında yapacağı ölçümleri değerlendirerek size memenizi ne kadar küçültebileceği hakkında bilgi verecektir.

    AMELİYATTAN SONRA NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

    Göğüs estetiği ameliyatı sonrası evinize gittiğinizde en az 3 gün istirahat ediniz. Meme küçültme ameliyatı sonrası antibiyotik ve ağrı kesici kullanmanız gerekecektir. İlaçlarınızı düzenli kullanınız. Ameliyat sonrası pansumanlarınızı aksatmayınız. İyileşme devam ettiği için ameliyat sonrası en az 4 hafta kolunuzu zorlamayınız, ağırlık taşımayınız, itme çekme hareketlerinden sakınınız. 1 ay boyunca doktorunuzun size önerdiği sporcu sütyenini devamlı kullanmanız gereklidir. Bu sütyen hem ağrıyı azaltacak hem de memenin şekillenmesine yardımcı olacaktır.
    Ameliyat sonrasında göğüs dokusu ödemli ve şiş olacaktır. Ödemler 3-4 hafta içinde hızla azalır. Son şeklini alması ise 6-12 ay sürebilir. Bu süre içinde zaman zaman yanma batma gibi hafif ağrı hissi olabilir normaldir.
    Ameliyat sonrası eğer gerekiyorsa dikişler 12-15 günde alınır. Göğüs estetiği ameliyatı sonrası 2 ay ağır sporlar yapılmamalıdır. Bir ay sonra hafif yürüyüş şeklinde spor yapılabilir.
    Ağır yük kaldırmak, özellikle kolları ve göğüs kaslarını zorlayacak egzersizler, kontrolsüz hareketler sakıncalıdır. Göğüs kasının zorlanması durumunda göğüs içinde kanama olabilir, dikişlerde açılma olabilir.
    Diğer önemli konu sigara konusudur. Ameliyat sonrası en az 1 ay sigara içmeyiniz. Sigara hem yara iyileşmesini bozar hem de küçük damarları daraltarak ameliyat bölgesindeki doku ve derinin kanlanmasını azaltarak doku beslenmesini bozar, hücre tahribatı, hücre ölümü, yara açılması, dikiş açılması, iltihap gibi durumlara neden olabilir.

    MEME KÜÇÜLTME AMELİYATININ RİSKLERİ NELERDİR?

    Meme küçültme ameliyatı sırasında ya da sonrasında kanama, kan kaybı, hematom (doku içinde kan birikmesi) olabilir. Çıkarılan meme dokusu ile birlikte belli miktarda kan kaybı olmaktadır. Bu nedenle ameliyat öncesinde kan değerlerinin normal sınırlarda olması önemlidir.
    Yara iyileşmesinin gecikmesi ya da belirgin yara izi kalması (hipertrofik skar – keloid) gibi durumlar özellikle şeker hastalarında, çok sigara içenlerde ya da ailevi olarak kötü iz gelişimine yatkın olan kişilerde meydana gelebilir. Bu hastalar bazı özel yöntemlerle tedavi edilebilir.
    Meme küçültme ameliyatı süt kanallarını kesmeden yapılamaz. Mutlaka tümü olmasa da süt kanallarının bir kısmı çıkarılan meme dokusu ile birlikte kesilmektedir. Bu nedenle ameliyattan sonra emzirme problemi olabilir. Ancak bazı özel teknikler kullanılarak bu olasılık çok düşük oranlarda tutulabilir.
    Enfeksiyon, iltihaplanma, yara açılması, dikiş atması olabilir. Bu durumlar zamanında müdahale edilerek düzeltilebilir. Açılan dikiş tekrar dikilebilir.
    Göğüs küçültme ameliyatı sonrasında yağ nekrozu yani yağ dokusunun parçalanması ve erimesi olabilir. Buna bağlı yara kenarından ya da dikiş arasında akıntı oluşabilir. Meme küçültme ameliyatı ameliyat sonrası devrede memelerde ağrı sızı, yanma, batma hissi olabilir.
    Çok büyük ve sarkık memelerde meme başının korunarak uygulandığı yöntemler kullanıldığında meme başının kaybedilme riski vardır. Böyle bir riskin olduğu hastalara meme başının yama şeklinde uygulandığı tekniklerin tercih edilmesi daha uygun olur. Meme başı kaybı olan hastalara cerrahi yöntemlerin dövme uygulaması ile kombine edildiği yöntemler kullanılarak tekrar meme başı yapılması mümkündür.

    GÖĞÜS KÜÇÜLTME HAKKINDA HERŞEY

    Allah’ın lütfundan çok bir cezası haline gelen büyük memeler kadınlarımızı erken yaşlandırıyor. Düşünün basket toplarını gün boyu göğsünüzde taşıdığınızı. Her türlü fiziksel aktivite yorucu hale gelir. Koşmak işkence, spor işkence, yazın bikini giymek işkence. Hele sütyensiz yatmak bile imkansız olur. Gece uykuda dönerken ikide bir memeleri yüzünden uyanan hastam var. Aşırı terleme, meme altında pişik cabası. Çeken bilir derler ama ben de meme küçültme ameliyatı yaptığım hastalarımdan dolayı çok iyi biliyorum. Birçok uzman arkadaşım bana tedavi veya ameliyat ettikleri boyun fıtığı hastası gönderiyorlar. Sebebi büyük memelerin boyun fıtığına sebep olabilmesi. Çünkü boynu öne doğru sürekli zorluyorlar. Uzun dönemde bu durum boyun fıtığına neden oluyor.

    Memeler kadınlar için kadınlık göstergelerinden biri, bence en dişisi. Kadının zerafetini tamamlıyor. Büyük memeler buna sahip olmayanlar için bir iç geçirme vesilesi olabiliyor. Aşırı büyük olduğu zaman ise bu durumdan çok uzakta. Bahsettiğimiz zerafet ortadan kalkarak hantal bir görüntü oluşuyor. Kadınlar dikkat çekmeyi sever. Meme büyütme ameliyatı olma nedenlerinin başında da bu dikkat çekme isteği yatar. Çok büyük memeli kadınlar gerçekten çok dikkat çeker. Ama bu aşırı boyutta olduğu için insanın gururunu okşayan değil rahatsız eden bir durumdur. Sokağa çıkmaktan çekinir hale gelen kadınlar var. Daracık sütyenlere memelerini tıkıştırıp, kendilerine oldukça bol gelen giysiler giyerek büyük memelerini saklamaya çalışıyorlar. Adeta memelerinden utanıyor gibidirler. Herşeyin olduğu gibi bunun da fazlası zarar. Görsel güzellik zaten yok bir de cefaları var;

    • Meme altı yaralar,pişikler
    • Sarkık meme uçları
    • Sırt ağrısı, boyun ağrısı
    • Sütyen bulma zorluğu
    • Omuzlarda erken yaşta çökme
    • Spor faaliyetlerine katılamama
    • Kıyafet bulma zorluğu, hatta gömlek giyme hayali
    • Büyük memeler yüzünden şişman görünme hali
    • Psikolojik çökkünlüğü saymak bile istemiyorum.

    Her yaşta meme büyüklüğü şikayeti ile meme küçültmek için başvuran hastam var. Aslında meme büyüklüğü ergenlik çağından itibaren bu kadınların başına bela. Hele o yaşlarda birde yaşıtlarının şakalarına maruz kalmanın yarattığı travma ile kambur bir duruş geliştiren ve bunu ömür boyu bu şekilde yaşayan hastalarım var ki çok dramatik.

    Evlilik ve gebelik öncesi başvurularda en sık şikayet görsellik ve spor faaliyetlerinde kısıtlanma. Memesi çok büyük kadınlar göğsünü gere gere spor yapamıyor,istediği kıyafeti giyemiyor. Hatta kilo alırım da memelerim daha da büyür korkusuyla yeme içmeden kesiliyorlar. Oysa kilo fazlalığı ile ilişkili meme büyüklüğü sanıldığı kadar çok değildir. Fazla kilo verilirse meme küçülmeyeceği gibi sarkacaktır da. Bu hastalarımda memeler çok büyük ise meme küçültme yaptırmak için gebelik ve emzirme sonrasını beklemelerini söylemek bana zor geliyor. Bu yükle onları gençlik yıllarında hareketsiz bırakmak ve vücutlarının 10 yıl daha yaşlı form almasına seyirci olmak bence acımasızca. Fakat memeler büyük ama çok rahatsız edici derecede değilse o zaman tabiki gebelik ve emzirme döneminin bitirilmesi beklemek daha sağlıklı olacaktır. İşte bu dönemde hastalarım ile birlikte karar alarak bu yola çıkıyoruz. Emzirememe endişesi ile bazı hastalar bu işlemi haklı olarak doğumlar sonrasına erteliyorlar. Tabiki meme küçültüldüğünde kullanılan tekniğe bağlı olarak süt verme fonksiyonu da azalır ya da süt vermek mümkün olmayabilir. Fakat kesin süt veremezsiniz diye de bir durum yoktur. Burada bir durumu açıklığa kavuşturmakta yarar var: meme başınız dümdüz ise veya ileri derecede içeri çökük ise o zaman zaten ameliyat olmasanız da süt veremezsiniz. Zaten büyük memede çok süt olacak diye bir garanti de yok. Bazen çok büyük memeler süt verme fonksiyonundan yoksun olabiliyor. Bu durumda kendi vücut sağlığınızı ön planda düşünerek meme küçültme ameliyatına karar verebilirsiniz. Allaha şükür içinde bulunduğumuz çağda yaşıyoruz. Çok merak ediyorum, eski çağlarda büyük memeli kadınlar meme küçültme veya büyük memeleri saklama amacıyla ne formüller üretiyorlardı. Sanırım bir takım kumaş veya deri parçalarıyla sıkıca sarıyorlardı.

    Doğum yapma planları biten hastalar ise yıllardır bu yükü çektiklerinden tabiri caizse acil hasta misali bana başvuruyorlar. Tabi bazen maddi sebeplerle meme küçültme ameliyatını erteleyen de çok insan var. Bazıları da ameliyat korkusu ile yaşıyor ve operasyonu erteliyorlar. Maddi duruma bir şey diyemiyorum. Çünkü ülkemizin ekonomik düzeyi belli. Kişilerin de gelirleri ona göre. Ama artık günümüz tıp teknolojisinde ameliyatlar çok kolaylaştı. Öyle eskisi gibi basit bir ameliyatta bile günlerce hastanede yatmak yok. En ağır ameliyatlarda bile ertesi gün hastayı taburcu ediyoruz. Meme küçültme ameliyatı sonrası da ertesi gün hastamı evine gönderiyorum. Zaten ameliyat 2 saatte bitiyor. Fazla kilolu olmayan, yaşı genç olan hastaların çoğu ameliyatın akşamına taburcu olabiliyor. Ameliyat tekniklerinin pratikleşmesi ve kullanılan materyal ve ilaçların daha etkili hale gelmesi bu durumda ana etken. Dren dediğimiz ameliyat bölgesindeki sıvı ve kanı uzaklaştıran boruları bile kullanmayarak kişinin bir an önce serbest hale gelmesini sağlıyoruz. Memelerinin büyüklüğü ve sarkma oranına göre ameliyat tekniği tercih ediyorum. Ana amacım meme dokusunun vücuda orantılı olarak mümkün olduğu kadar küçültmek, memede yeterli dikleşmeyi sağlamak ve bunları yaparken kalan izlerin mümkün olduğunca ince olmasını sağlamaktır. Ameliyat genel anestezi altında yapılıyor. Hasta ağrı, sızı hissetmiyor. Bir ay süreyle özel sporcu sütyeni giydiriyorum. 1 hafta sonra işine geri dönebiliyor. 1 ay kadar ağır işlerden ve ağır sporlardan uzak kalmasını tavsiye ediyorum. 6 aydan sonra küçültülmüş memeler kıvamını alır. C cup veya B cup hale getiriyorum. Kadın bedeni çoğunlukla bu ebatlardadır. Ameliyat öncesinde genellikle bu ölçü D cup, hatta DDD cup şeklindedir.

    Bazı hastalarım meme küçültme ameliyatından sonra his kaybı yaşamaktan korkuyorlar. Gerçekten tam olarak haksız sayılmazlar. Çünkü meme başı dahil olmak üzere memenin bir çok yerinde kesi yapıyoruz. Meme dokusunun epey bir kısmını da çıkartıyoruz. Bu esnada ister istemez küçük sinirlerde kesi meydana geliyor. Sinirlerde kesi olunca ameliyat sonrası hislerde değişme meydana gelir. Ancak iyi haber şu ki bu his değişikliği çoğunlukla kalıcı değildir. Tam aynısı da olmasa yeterli miktarda duyu geri döner. Meme küçültme ameliyatından sonra altıncı ayda hisler yerli yerine oturmuş olur.

    Son olarak bu ameliyattan istediğiniz sonucu elde etmek istiyorsanız size bazı tavsiyelerim olacak;

    • Bu ameliyata mümkün olduğunca erken karar verin.
    • Kendinizi güvende hissettiğiniz doktor ile yola çıkın.
    • Ameliyat sonrası dönemde size söylenenleri harfiyen uygulayın.
    • Sigara içiyorsanız bunu mümkün olduğunca azaltın.
    • Beslenmenize ve vücut temizliğinize ameliyat sonrasında yeterli özeni gösterin.
  • GÖĞÜS DİKLEŞTİRME

    GÖĞÜS DİKLEŞTİRME

    Göğüs sarkması, yumuşaklık ve deformasyon bayanların en çok hassas oldukları konuların başında yer alır. Yapısında kas içermeyen tamamen yağ ve süt bezlerinden oluşan göğüs dokusu zamanla yer çekimi, yaşlanma, sık kilo alıp verme, doğum, emzirme, yanlış sütyen kullanımı gibi nedenlerle eski diri ve dik görünümlerini yitirir, içi boşalarak ya da derisi aşırı derecede bollaşarak, sarkar ve estetik açıdan bayanların huzursuz olmasına neden olarak çeşitli çözüm arayışlarına iter.

    MEMELER NEDEN SARKAR?

    Memeler yerçekiminin etkisiyle ve yaşa bağlı olarak derinin elastikiyetini kaybetmesiyle zaman içinde giderek sarkar. Sık kilo alıp verme, doğum ve emzirme işlemleri ve memelerin aşırı büyük olması sarkmanın daha erken yaşlarda oluşmasına sebebiyet verir.

    SARKAN MEMELER AMELİYAT DIŞI YÖNTEMLER İLE DÜZELTİLEBİLİR Mİ?

    Sarkmamış memede meme başı meme altı katlantı çizgisinin üzerindedir. Hafif meme sarkmasında meme başı meme altı katlantı seviyesindedir. Daha ileri sarkmalarda meme başı bu çizginin altındadır. Hiçbir masaj, krem ya da alet meme başının yukarıya çıkmasını sağlayamaz.

    MEME KALDIRMA AMELİYATINA NASIL KARAR VERİLİR ?

    Meme dikleştirme ameliyatında hasta ayakta muayene edilir. Meme başı yeri ve meme bezi miktarı ölçülür. Hastanın beklentileri değerlendirilir. Eğer hafif bir sarkma varsa meme bezi miktarı kabul edilebilir düzeyde ise meme bezi altına konulan silikon meme protezi ile meme daha dolgun ve dik konuma kavuşur. Eğer sarkma çok fazla ve meme bezi miktarı yeterli ise meme küçültme tekniklerine benzer şekilde toparlanır. Eğer sarkma fazla ve meme bezi miktarı yetersiz ise memeye hem silikon protez konulur, hem de meme toparlaması yapılır. Bence bu ameliyat teknik açıdan en zor meme ameliyatıdır. Meme altına konan protezin boyutuna ve meme derisinde yapılacak toparlama oranına kesin olarak ameliyat esnasında karar verilir.

    MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI NASIL YAPILIR ?

    Meme kaldırma ameliyatı teknik ne olursa olsun mutlaka genel anestezi altında yapılır. Kullanılacak tekniğe bağlı olarak meme dikleştirme ameliyat süresi 2-4 saat arasında değişir. Hafif sarkması olan hastalara meme altına silikon protez konur. Ameliyat tekniği ve özelliklerine ait ekstra bilgiler için meme büyütme cerrahisi bölümüne bakabilirsiniz. Bariz meme sarkması olan ve meme bezi oldukça yeterli olan hastalara meme küçültme ameliyatına benzer işlemler yapılır. Fark olarak meme bezi küçültülmesi yapılmaz. Meme dikleştirme ameliyatı hakkında ekstra bilgiler için meme küçültme bölümünü inceleyebilirsiniz. Meme bezi miktarı çok yeteriz ise meme altına silikon protez konulduktan sonra meme küçültme tekniğine benzer şekilde derideki bolluk toplanır. Meme bezi çıkartılması yapılmaz.

    AMELİYAT SONRASI BİZİ NELER BEKLER ?

    Ameliyat hemen sonra buz kompres tedavisine başlanır Sporcu sütyeni giyilir. Dikişlerin üzerindeki ince bantlar dışında başka pansuman kullanılmaz. Ameliyattan 24-48 saat sonra ameliyatta konulan drenler çekilir. Bunlar çıkarıldıktan 1 veya 2 gün sonra duş alınabilir. Dikişler 15 gün sonra alınır. Sporcu sütyeninin 4 hafta devamlı giyilmesi gerekmektedir. Bu sütyen hastanın ağrı algısını azaltır, kendini daha güvende hissetmesini sağlar. İlkin ödemli olan memeler gitgide şekillenir. Memenin son şeklini alması yaklaşık 8-10 hafta sürer.

    MEME KALDIRMA AMELİYATINDAN SONRA EMZİRİLEBİLİR Mİ?

    Süt verme fonksiyonunun korunması seçilen tekniğe ve memenin sarkıklığına göre değişir. Ancak genellikle emzirme fonksiyonu korunması beklenir.

    GÖĞÜS DİKLEŞTİRME AMELİYATINDAN SONRA TEKRAR SARKMA OLABİLİR Mİ?

    Göğüs dikleştirme ameliyatı sonrasında ortaya çıkabilecek olan bir hamilelik veya majör kilo değişimleri memelerde tekrar bir sarkmaya neden olabilir. Bu yüzden kaldırma ameliyatının artık çocuk planlamayan ve bazal vücut ağırlığı dalgalanmayan hastalarda yapılması daha doğru olur.

    MEME KALDIRMA AMELİYATI MEMEDEKİ TÜM ÇATLAKLARI GEÇİRİR Mİ?

    Ameliyatda meme başının üzerinde veya yanlarında kalan çatlaklar ortadan kaldırılamaz, çünkü sadece meme başının altındaki bölümden deri çıkarılabilmektedir.

    GÖĞÜS DİKLEŞTİRME AMELİYATI SONRASI MEMEDE KALACAK İZLER RAHATSIZ EDİCİ MİDİR ?

    Göğüs dikleştirme ameliyatı sonrası, sadece meme protezi konulan hastalarda meme altında 3,5 cmlik ufak bir iz kalmaktadır. Bu iz meme altında gizlenebildiği için genellikle rahatsız etmez. Memede deri toparlaması yapılacak hastalarda seçilen tekniğe bağlı olarak meme başı altında I, L ya da T şeklinde iz kalır. Meme başı etrafı iz meme başından normal deriye geçişte ton farkı olduğundan çok bariz olmaz. Meme başından aşağı inen dik çizgi en iyi iyileşen izdir. Genellikle meme dikleştirme ameliyatından bir yıl sonra izi seçmek zordur. Memenin altında kalan çizgi ise önden ve yandan bakıldığında gözükmez. Ana sayfada bu konuyla ilgi makalemden daha ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

    MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATINDA ÇIKABİLECEK SORUNLAR NELERDİR?
    • Meme dikleştirme ameliyatı sırasında ya da sonrasında kanama, kan kaybı, hematom (doku içinde kan birikmesi) olabilir.
    • Yara iyileşmesinin gecikmesi ya da belirgin yara izi kalması (hipertrofik skar – keloid) gibi durumlar özellikle şeker hastalarında, çok sigara içenlerde ya da ailevi olarak kötü iz gelişimine yatkın olan kişilerde meydana gelebilir. Bu hastalar bazı özel yöntemlerle tedavi edilebilir.
    • Enfeksiyon, iltihaplanma, yara açılması, dikiş atması olabilir. Bu durumlar zamanında müdahale edilerek düzeltilebilir. Açılan dikiş tekrar dikilebilir.
    • Ameliyat sonrasında yağ nekrozu yani yağ dokusunun parçalanması ve erimesi olabilir. Buna bağlı yara kenarından ya da dikiş arasında akıntı oluşabilir. Ameliyat sonrası devrede memelerde ağrı sızı, yanma, batma hissi olabilir.
    • Çok sarkık memelerde meme başının korunarak uygulandığı yöntemler kullanıldığında meme başının kaybedilme riski vardır. Böyle bir riskin olduğu hastalara meme başının yama şeklinde uygulandığı tekniklerin tercih edilmesi daha uygun olur. Meme başı kaybı olan hastalara cerrahi yöntemlerin dövme uygulaması ile kombine edildiği yöntemler kullanılarak tekrar meme başı yapılması mümkündür.
  • GÖĞÜS BÜYÜTME

    GÖĞÜS BÜYÜTME

    Göğüs büyütme, silikon implant olarak da adlandırılan protezler yardımıyla veya yağ enjeksiyonu ile küçük göğüslü kadınların göğüslerinin istenilen boya getirilmesi işlemine ve bunun için yapılan ameliyata verilen isimdir.

    Her kadın güzel olmak ister, güzel göğüslere sahip olmak istemeyen kadın ise düşünülemez. Bazen memelerin çift ya da tek taraflı gelişme kusuru sonucu ya da gebelik sonrasında kilo alıp vermeye bağlı, meme dokusu hacmini kaybedebilir ve normalden daha küçük  bir hal alabilir. Bu ve benzeri durumlarda daha iri, daha dolgun, daha büyük, estetik olarak daha güzel göğüsler elde etmek için, göğüs büyütme ameliyatı yapılmalıdır. Unutulmamalıdır ki her kadın güzel bir çift memeyi hakeder. Göğüs estetiği ile güzel memelere kavuşmak mümkün.

    MEME BÜYÜTME AMELİYATI HANGİ DURUMLARDA YAPILIR?
    • Memelerinin küçük olduğunu düşünen kadınlarda vücut hatlarındaki orantısızlığı, özellikle kalça-göğüs oranını düzeltmek için göğüs büyütme ameliyatı yapılır
    • Gebelik sonrası meme hacmindeki kaybı düzeltmek için (Bazı durumlarda memelerde sarkmada olabilir. Bu durumda meme kaldırma- toplama ameliyatı da yapılması gerekebilir.)
    • Meme büyüklüğünde simetrinin sağlanması için meme büyütme ameliyatı : Çoğu kadında memeler simetrik değildir. Bu durum çok belirginse memenin büyütülmesi gerekir.
    • Çeşitli durumlarda memeyi yeniden oluşturmak için (Örneğin meme kanseri ameliyatı sonrası, doğuştan meme olmaması …)
    • Tıbbi ya da kozmetik nedenlerle yerleştirilen meme implantlarının (protezlerinin) eskimesi, özelliğini kaybetmesi veya o bölgede bir sıkıntı yaratması nedeniyle değiştirilmesi gerektiği için
    ORANTILI VÜCUT HATLARI İÇİN MEME BÜYÜTME

    Güzellik algısı çağlar boyunca değişiklik gösterdi. 100 yıl önceki tablolara bakarsanız tombul ve çıplak kadın resimlerine rastlarsınız. O yıllarda biraz zayıf kadın çirkin ve hastalıklı olarak değerlendirilirdi. Hatta bugün herkesin ayılıp bayıldığı sıfır beden için ise neredeyse ölmüş gözü ile bakılırdı.

    Oysa günümüzde güzellik olgusu ve algısı tamamen farklı. Günümüz güzellik anlayışını tarif etmeme gerek yok, herkes tarafından malum. Benim asıl üzerinde durmak istediğim konu orantılı vücut hatları. Malum genlerimiz gereği biraz kalçalı yapıya sahibiz. Boy konusunda ise pek zengin olduğumuz söylenemez. Bu durumda memesi küçük kadınlarda baş gösteren daha doğrusu hissedilen durum; omuz, göğüs, kalça oranında kalça lehine bozulma. Aynaya bakınca kendini güzel hissedememe fenomeni. Oysa her kadın kendini güzel hissetmek ister. Dahası bu, hakkıdır da. Meme büyütme ameliyatı ile bu oranı dengeleyerek düzeltmek mümkün. Kalça ve omuz boyutlarına uygun bir meme protezi ile ince belli bardak cazibesine kavuşmak için bir çok kadın meme büyütme ameliyatı oluyor.

    Meme büyütme ameliyatı sağlık açısından zorunlu bir operasyon değil. Ancak sağlık tanımını inceleyecek olursak; sadece bedenen değil, ruhen ve sosyal yönden de tam bir iyilik halidir ibaresine rastlarız. Küçük memeleri kafasına takarak kendini ruhen eksik hisseden ve sosyal yönden kendini kısıtlayan kişilerde ise sağlığın tanımının tam yerine gelmediğini söyleyebiliriz. Bu durumda sağlık açısından zorunlu bir ameliyat kabul edilebilir. Ama sonuçta fiziki sağlık yönünden şart değildir.

    Silikon meme protez tipleri nelerdir ?

    Göğüs büyütmek için kullanılan ve göğüs silikonu olarak ta bilinen meme protezleri şekil, içerik ve yüzey yapısı açısından bazı ayrımlara tabi tutulur. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz.

    A) ŞEKİL YÖNÜNDEN :
    • Damla ( anatomik ) protez
    • Yuvarlak protez

    Yuvarlak protezlerin yatay ve dikey taban çapları birbirine eşittir. Damla protezlerde dikey çap, yatay çaptan biraz daha uzun olup, protezin yüksekliği alt kutupta üst kutuptan fazladır. Anatomik olarak adlandırılmasının sebebi memenin şekline daha çok benzemesinden ileri gelmektedir.

    B) İÇERİK YÖNÜNDEN:
    • Silikon içerikli
    • Serum fizyolojik içerikli ( salin )

    İçeriğine göre ise piyasada silikon jel ile dolu protezler ve fizyolojik serum, yani fizyolojik tuzlu su ile dolu protezler bulunmaktadır. Bunlarda silikondan oluşan katı zarfın içinde silikon jel ya da fizyolojik serum bulunur.

    C) YÜZEY YAPISI YÖNÜNDEN 
    • Pürtüklü yüzey
    • Düz Yüzey

    Yüzey yapısına bakıldığında ise protezler yüzeyi düz ve pürtüklü protezler olarak iki gruba ayrılmaktadır. Pürtüklü yüzeyli protezlerin çevresinde kapsül oluşumunun düz yüzeyli olanlara göre daha az olduğu saptanmıştır.

    MEME BÜYÜTME AMELİYATINDA KULLANILAN PROTEZLER GÜVENLİ MİDİR?

    En son olarak FDA yoğun klinik çalışmalar sonrasında silikon içeren meme implantlarının herhangi bir hastalığa ya da kansere yol açmadığını tespit etmiştir. 17 Kasım 2006 itibari ile her türlü estetik girişimde kullanılabileceğini tüm dünyaya duyurup kullanımını serbest bırakması da meme büyütme yaptırmak isteyen hastaların silikon implantlara karşı olan ön yargılarının ortadan kalkmasına sebep olmuştur.

    Meme protezi olan hastalarda mamografi yerine meme ultrasonografisi ve manyetik rezonans görüntüleme ile de meme dokusu incelene bilmekte ve şüpheli lezyon varsa saptanabilmektedir. Günümüzde meme protezi olan bayan sayısı arttığından bazı radyoloji merkezlerinde silikonlu memelere de mammografi uygulanabilmektedir.

    MEME SİLİKONUNA KARŞI ALERJİ OLUR MU?

    Göğüs silikonu, cilalar, güneş ve el kremleri, ter önleyici deodorantlar, sabunlar, işlenmiş gıdalar, su geçirmez kaplamalar ve çiklet gibi günlük hayatta kullandığımız birçok maddenin içerisinde bulunmaktadır. Kozmetik ve gıda sanayisinde çok kullanılan bir maddedir. Meme silikonu vücuda karşı en fazla uyum sağlayan maddelerden biridir. Bu yüzden bu maddeye karşı alerji son derece nadir görülebilecek bir durumdur.

    MEME PROTEZİ HANGİ BÖLGEDEN YERLEŞTİRİLİR?

    Göğüs büyütme (meme) ameliyatı için protez yerleştirilmesi amacıyla elimizde 4 ayrı kesi bölgesi seçeneği bulunmaktadır. Bunlar, koltuk altı, meme başı çevresi, meme altı ve göbek kesilerdir. Her kesinin kendine göre üstünlükleri ve zayıf noktaları vardır. Meme başı çevresinde yapılan kesi areola adı verilen kahverengi kısmın çevresinde oldukça küçük bir yara izi ile iyileşmekle birlikte teknik olarak süt kanallarının kesilmesi gerekebilir. Meme altı kesisinde ise meme bezine ve süt kanallarına hiç bir zarar gelmediği gibi; meme altı oluğuna oturan belli belirsiz bir yara izi ile iyileşme gerçekleşir. Memenin göğüs duvarına yapışma yerinde anomali varsa bu girişimde bu da rahatlıkla düzeltilebilir.

    Koltuk altı kesisinde meme üzerinde hiç bir kesi bulunmamakta ve koltuk altından girişim yapılmaktadır. Koltuk altı ve göbek kesilerinden genellikle endoskopik olarak protez yerleştirilir. Yara izleri, meme ameliyatı sonrası erken dönemde hafif kızarık olarak belirgin olsa da zaman içinde giderek solmakta ve belirsiz hale gelmektedir. Bu kesiler aracılığı ile meme bezinin ya da göğüs kasının altında düzlemlerde uygun büyüklükte bir cep hazırlanmakta ve protez bu cebe yerleştirilmektedir.

    MEME PROTEZİ BÜYÜKLÜĞÜNE NASIL KARAR VERİLİR ?

    Meme büyütme yapılacak hastanın boyu, omuz genişliği, varsa sarkma oranı, göğüs kafesi genişliği ve hastanın isteği dikkate alınarak konulacak protezin büyüklüğüne karar verilir. Meme büyütme ameliyatı sırasında çeşitli boyutlarda olan ölçü protezleri ile karşılaştırma yapılarak kalıcı protezin boyutlarına karar verilir. Aslında protezin büyüklüğüne karar verirken en önemli kriter hastanın isteğidir.

    GÖĞÜS SİLİKON MU DEĞİL Mİ ANLAŞILIR MI?

    Gögüs silikon mu değil mi diye anlamak pek kolay değil. Çünkü özellikle son dönem silikonlar neredeyse meme dokusu kıvamında olduğu için bilmeyen biri dokunmakla silikonu ayırt edemez. Göğüs büyütme yaparken çoğunluk doğal boyutlara gelmesini istediği için bakmakla da anlaşılmaz. Ancak vücuduna oranla büyük silikon isteyip belli olmasını arzu edenler olursa belki şüphelenilebilir. O da bikini giyince.

    SİLİKON AMELİYATI SONRASI İYİLEŞME SÜRECİ

    Silikon ameliyatı yaklaşık 1 saat sürer. Ameliyat günü ya da ertesi gün taburcu işlemleriniz yapılarak eve gitmenize izin verilir. İlk iki gün genellikle istirahat ederek geçirilmelidir. Bu dönemde protezin kas arkasına ya da kas önüne konulmasına bağlı olarak farklı şikâyetleriniz olabilir. Ağrı pek fazla olmaz ancak dolgunluk hissi bir kaç gün rahatsız edebilir. İlk iki günde bir miktar şişlik olur, üçüncü günden itibaren azalmaya başlar. Buna meme estetiği sonrası ödem diyoruz. Kas arkasına konulan protezlerde kol hareketleriyle ağrı artmaktadır. Bu durum ilk günlerle sınırlıdır. İlk iki günde giderek artan gögüs ameliyatı sonrası ödem (şişlik), üçüncü günden itibaren azalmaya başlar. Kol ve gövde rahatlar. Ameliyatınızın ertesi günü sadece silikonun konduğu yerde kalacak şekilde ten rengi bir bant bırakılır. Başka pansuman yapılmaz. Bunun üzerine direk sporcu sütyenini giyersiniz. Üçüncü gün bu bantı çıkartmadan duş alabilirsiniz. 14. gün bu bantı kontrolünüzde biz çıkartıyoruz. Arkasında iz tedavisine başlıyoruz. Ameliyat sonrası bir ay boyunca kullanılacak sporcu sütyeni ile memenin şekillenmesi sağlanır.

    MEME PROTEZİ (MEME SİLİKONU) AMELİYATI SONRASI NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR ?

    Meme protezi (göğüs silikonu) uygulamalarından sonra aktiviteler ilk üç hafta için kesinlikle kısıtlanmalı, bu süreden sonra yavaş yavaş artırılmalıdır. Birinci aydan önce tenis gibi kol hareketinin fazla olduğu oyunlara ve ağır sporlara izin verilmez. Meme büyütme ameliyatı sonrasını takip eden 6-8 hafta içerisinde sauna, solaryum ve buhar banyosundan kaçınılmalıdır.

    MEME BÜYÜTMEDE KULLANILAN PROTEZİN ÖMRÜ NE KADARDIR?

    Meme büyütmede kullanılan protezler üretici firmaların ifadesine bakılırsa ömürlük denmektedir. Ancak bazen 15-20 yıl sonra değiştirilmeleri gerekebilir. Teorik olarak protezin ömrü, insan ömründen uzundur. Ancak, yaşlanma ile birlikte deri ve derialtı dokuların gevşemesi, sarkması nedeniyle memelerin görüntüsü bozulabilir. Ya da kapsül kontraktürü sonucunda yeni bir ameliyatla protezlerin değiştirilmesi ya da protez ceplerinin düzeltilmesi gerekebilir.

    MEME PROTEZİ OLAN ANNE BEBEĞİNİ EMZİREBİLİR Mİ?

    Göğüs büyütme ameliyatında meme protezi meme dokusunun altına yerleştirilir. Bu nedenle protez meme dokusuna ya da süt kanallarına zarar vermez. Bunun yanında silikon maddesinin süte geçmesiyle ilgili olarak, bazı çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalarda inek sütünde ve piyasada bulunan bebek mamalarında, meme protezi olan kadınların sütündekinden daha fazla seviyede silikon olduğu belirlenmiştir.

    SARKMIŞ GÖĞÜSLER PROTEZ İLE DİKLEŞİR Mİ?

    Memede sarkma az ise meme hacmini dolduracak büyüklükte bir protez kullanılarak düzeltilebilir. Memedeki sarkma fazla ise (Emziren kadınların memelerinde atrofi denilen doku kayıpları olur ve memeler sanki içleri boşalmış gibi sarkar), protez konulması ile birlikte dikleştirme ameliyatı yapılması gerekebilir.

    SİLİKON PROTEZİ OLAN GÖĞÜSLER, HAMİLELİKTEN NASIL ETKİLENİR?

    Silikon hamileliğe etki etmez. Normal olarak zaten hamilelikte memeler büyüyeceği için silikonla daha da büyük görünür. Büyüme miktarı, kadından kadına değişir ve  silikon protezlerin boyutu da bu büyümede rol oynar. Hamilelik bitince normal boyuna iner.

    SİLİKON PROTEZ ELLE TEMASTA HİSSEDİLİR Mİ, BASINÇLA ŞEKİL DEĞİŞTİRİR Mİ VEYA PATLAR MI?

    Yeni jenerasyon silikon protezler uygun boyda yerleştirilirse hissedilmez. Ayrıca son teknoloji silikon kıvamını yumuşattığı için, özellikle de kas altına yerleştirildiklerinde, hissedilmeleri oldukça zordur. Patlamaları da trafik kazası yada bıçaklanma gibi çok şiddetli bir darbe söz konusu değilse pek mümkün değildir.

  • BURUN ESTETİĞİ

    BURUN ESTETİĞİ

    BURUN ESTETİĞİ (RHİNOPLASTY) NEDİR?

    Yüzün kendi içerisinde belirli oranlar ve açılar söz konusudur. Eğer bu acı ve oranlar burundan kaynaklanan bir nedenle değişmiş ise kişiye daha sert, daha kızgın bir yüz ifadesi vereceği gibi gözlerin ve dudakların da güzelliğini maskeleyebilir. Bu oranları yeniden oluşturmak amacıyla yapılan burun ameliyatlarına burun estetiği operasyonları denir.

    HERKESE AYNI BURUN ESTETİĞİ OPERASYONU PLANLANABİLİR Mİ?

    Burun estetiği operasyonları kişiye özel planlanır. Hastanın yüz yapısının, burnunun özellikleri ve beklentileri göz önüne alındığı zaman yapılacak burun estetiği ameliyatın farklı ve kişiye has olduğu ortaya çıkar. Eğer burun estetiği ameliyat öncesi uygun planlama yapılır ise karsıdan bakıldığında burun deliklerinin göründüğü, aşırı kalkık, kesik gibi duran, mandal ile sıkıştırılmış gibi görünen veya bakar bakmaz ben estetikliyim diye bağıran üzeri çok oyulmuş burun gibi, estetik görünümle hiçbir ilişkisi olmayan burunlarla da karşılaşma söz konusu olmaz. Burada önemli olan cerrahın estetik anlayışı ve yeteneğidir. Cerrah bu meziyetlerini kullanarak, defalarca aynı operasyonu geçirme eziyetinden hastayı kurtarabilir. Böylece hem hasta hem cerrah mutlu olur.

    BURUN ESTETİĞİ AMELİYATI ÖNCESİ BURNUN NASIL OLACAĞI BİLİNEBİLİR Mİ?

    Burun estetiği ameliyatı öncesinde hastanın karsıdan ve yanlardan çekilmiş yüz fotoğraflarının bilgisayar ortamında değerlendirilmesiyle, özellikle yan profil görünümlerinin nasıl olacağı %100’ e yakın bir oranda görülebilir. Yalnız sunu iyi ayırmak gerekir ki; bilgisayar ortamında yapılabilecek her hamlenin estetik cerrahi operasyonlarında karşılığı olmayabilir. Bu nedenle burun estetik ameliyat sonrası bir sürprizle karşılaşmamak için, sadece ve sadece cerrahi olarak yapılabilecek değişikliklerin bilgisayarda gösterilmesi gerekir. Bu aşamada hasta-doktor ilişkisi ve güven tek belirleyicidir.

    BURUN ESTETİĞİ (RİNOPLASTİ) OPERASYONUNDA AYNI ZAMANDA NEFES ALMA PROBLEMLERİ DE DÜZELTİLEBİLİR Mİ?

    Burun estetiği operasyonunda nefes alma problemlerinden septum deviasyonu (burunda eğrilik ve nefes alma problemleri oluşturan bozukluk), daha önce geçirilmiş darbeler sonucu oluşan sekil ve nefes alma bozuklukları, konka hipertrofisi (burun eti) gibi sorunlar tek seansta düzeltilebilir. Böylelikle yüz ile uyum içerisinde, estetik ve doğal bir burun sekli elde edilirken, aynı zamanda nefes alma problemleri ve buna bağlı olarak gelişmiş olan sık boğaz enfeksiyonu ( tonsilit, farenjit vb.) da önlenmiş olur. Burundan köken alan; sesli nefes alıp verme, horlama ve bas ağrısı ile özellikle sabahları belirgin ağız kuruluğu ve boğaz ağrısı gibi sorunlar da giderilmiş olur.

    BURUN ESTETİĞİ AMELİYATLARINDAN SONRA BURUN DÜŞMESİ VEYA ÇÖKMESİ YAŞANILABİLİR Mİ?

    Bu bahsedilen şeyler burun estetiği ameliyatının normal sonuçları değildir. Hastanın problemleri doğru tespit edilmiş, planlaması iyi yapılmış ve burun estetiği ameliyatı başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiş ise bilinenin aksine böyle şeyler kesinlikle söz konusu değildir. Eğer bu parametrelere dikkat edilmez ise hasta defalarca burun estetiği ameliyatı olmak zorunda kalabilir.

    BURUN ESTETİĞİ SONRASINDA BURUN ALÇISI MUTLAKA KULLANILMAK ZORUNDA MIDIR ? EĞER KULLANILACAK İSE SÜRESİ NE KADARDIR?

    Klasik anlamda burun estetiği operasyonu sonrasında alçı veya termoplastik atellerin konulması gerekir ve ortalama bir hafta kalır. Bazen sadece küçük rötuşlarla burnun görünümü düzeltilebilir, bu tıp ameliyatlar sonrası alçı yerine bandaj da yeterli olabilir.

    BURUN ESTETİĞİ AMELİYATI SONRASI TAMPONUNUN ÇIKARMASI AĞRILI BİR İŞLEM MİDİR?

    Önceleri çok uzun tamponlar burun içerisine doldurulduğu için tampon çıkarılırken doğal olarak hasta ağrı hissetmekteydi. Günümüz cerrahisinde hastanın konforunu bozacak uygulamalardan (eğer elzem değil ise) vazgeçilmektedir. Bu nedenle simdi kullanılan tamponlar hastayı rahatsız etmeyecek şekilde, sadece 2-3 cm. uzunluğundadır ve hapşırmakla bile kendiliğinden çıkabilecek kolaylıktadır. Burun tamponu burun estetiği ameliyatından 1-2 gün sonra alınır, ağrı kesinlikle söz konusu değildir.

    BURUN ESTETİĞİ AMELİYATLARINDAN SONRA AĞRI HİSSEDİLİR Mİ ? BURUN ESTETİĞİ SONRASI GÖZ ÇEVRESİ MORARIR MI?

    Eskiden, klasik burun estetiği ameliyatlarında burun kemiklerine müdahale edildiğinde morarma ve şişlikle büyük oranda karşılaşılırdı. Günümüzde burun estetiği ameliyatı sırasında burun bölgesine, içerisinde ağrı kesici, kanamayı azaltıcı vb. ilaçlar bulunan bir solüsyon verildiği için burun estetiği ameliyatı sonrası hem ağrı hissi hem de morarma ve sislik oluşumu engellenmektedir. Bazı durumlarda ise morarmaya tamamen engel olunamaz ama minimale indirilebilmektedir. Burun estetiği ameliyatı sonrasında pek çok hasta basit ağrı kesici ilaçlara bile ihtiyaç hissetmemektedir.

    BURUN ESTETİĞİ AMELİYATLARINDA HASTA-ESTETİK CERRAH DİYALOĞUNUN ÖNEMİ NEDİR?

    Burun estetiği ameliyatının planlama aşaması tamamen kişiseldir ve cerrahın estetik vizyonu-beğenisi ile doğrudan ilişkilidir. Estetik vizyon, bilgi ve tecrübeyi tamamlayan, olmazsa olmaz bir parametredir. Burun estetiği ameliyatının planlama aşamasında hasta ve  estetik cerrah benzer kaygıları gözetiyor ve estetik beğenileri örtüşüyor ise sonucun iyi olma olasılığı yüksektir. Bu diyalog kurulmadan, hastanın beklenti ve endişelerinin analizi yapılmadan gerçekleştirilecek bir estetik operasyon doğal olarak beraberinde sürprizleri de getirecektir. Daha önce burun estetiği ameliyatı olmuş bir kişinin burnunun örnek olarak gösterilip ayni burun seklinin istenmesi de çok doğru değildir. Çünkü o burun, o kişiye yakışacak burundur, herkesin yüzüne yakışacak burun sekli farklıdır. Zaten burada önemli olan; kişinin beklentilerini de göz önünde bulundurarak, yüzüne yakışacak, burun estetiği ameliyatlı olduğu belli olmayacak, doğal ve güzel burun seklini tespit edebilmektir. Örneğin; bir kişiye yakışan bir burun sekli, seri üretim gibi yüzlerce kişiye fabrikasyon olarak yapılsa bazısında komik, bazısında vasat, bazılarında da muhteşem görünecektir çünkü kişilerin yüz sekli ve kemik yapısı vb. pek çok faktör sonucu etkiler. Bu nedenle sadece mesleki beceri değil aynı zamanda estetik vizyon da başarılı bir operasyon için şarttır. Ayrıca estetik cerrah, hastanın isteklerinin gerçekçi olmadığına ( cerrahi olarak yapılamayacak, sağlığını bozacak vb.), veya sonucun estetik görünmeyeceği, aksine eskisinden daha kötü görüneceğine karar vermiş ama hastayı ikna edememişse bu burun estetiği ameliyatı gerçekleştirmeyerek, olası hayal kırıklıklarının önüne de geçmiş olacaktır.

  • BURUN REVİZYONU

    BURUN REVİZYONU

    Revizyon burun ameliyatı daha önce ameliyat olmuş ama istenilen burun şekli elde edilememiş hastalara uygulanır. Yani ikincil estetik burun ameliyatı olarak isimlendirilebilir. Revizyon burun ameliyatları ilk ameliyata oranla cerrahisi daha zordur. Burundaki yumuşak doku kolaylıkla zedelenebilir ve aynı zamanda, burna yapılan sert cerrahi müdahaleler ve ya doku inceltilmesi sonucu, ciltten burun iskeleti belirgin hale gelebilir. Cilt, kıkırdakların aşırı çıkarılmasının sonucu, mukozaya yapışabilir ve burun deliklerinin esnekliğindeki bir kayıp olabilir.

    Kalın ciltli hastalarda, kesin olan kusurlar, inceltilemeyen cilt kaplaması tarafından maskelenebilir ve bu örneklerde en fazla beklenebilecek şey, orta dereceli bir düzeltmedir. Limitli diseksiyon ve dorsal ve tip greftlerinin yerleşimi , burnu küçültmek yerine büyültmelidir. Ayrıca, ölü boşluklar elimine edilmelidir.

    Nazal tipteki ince cilt ve radiksin lateral açısı, burada göz kapaklarına doğru dokular incelmeye başlar, üstesinden gelinebilir niteliktedir. Fakat zorluklar, vakadan vakaya değişiklik gösterir. Rekonstruksiyon yapılırken, sorunlar, dış dokularda, mukozada ve osteokartilajinöz iskelet seviyesinde olabilir.

    BURUN REVİZYONU OLANLAR

    Buradaki anahtar olgu, çoklu Burun ameliyatı operasyonlarına giren hastanın psikolojik profilidir. Birincil estetik burun ameliyatı hastaları, olumsuz bir sonuçtan çok fazla etkilenmezken, ikinci revizyon burun ameliyatı hastaları ameliyatın risklerini çok iyi bilir ve düzeltmeler için daha fazla talepte bulunmaya başlarlar. İlk prosedürün olumsuz sonuçlarını tekrar tekrar hatırlatabilir ve bazıları da, eski hallerine geri dönmek isteyebilirler.

    Burun revizyonu ameliyatında eğer hastanın beklentileri çok yüksek ise, dikkatli olunmalıdır. Özellikle de, kusur çok belirgin ve sonuç öngörülemiyorsa. Aşırı yaralanma görülen vakalarda, minör cerrahi yapılması önerilir. Burun sırtına limitli diseksiyon ile greft yerleştirimi yapılmalı ve kapalı yaklaşım kullanılarak yapılmalıdır.

    Birincil estetik burun ameliyatında oldukça belirgin düzeltmeler gerçekleştirilmiş olsa da, bazı hastalarda hala minör kusurlar mevcut olabilir; ilk cerrahtan memnun kaldıklarını fakat hala ileri düzeyde bir yapılandırma istediklerini belirtebilirler. Estetik Cerrah; çok küçük kusurları olmasına rağmen hala şikayet eden ve mükemmellik bekleyen hastalara karşı dikkatli olmalıdır ve ayrıca belirgin kusurları olan ve ilk cerrahlarını kötüleyen hastalara karşı da dikkatli olunmalıdır. Bazen bu hastalar, birçok uzmana danışırlar ve hala beklentileri çok yüksektir.

    BURUN REVİZYONU AMELİYAT ÖNCESİ

    Muayene Detaylı bir hikaye çıkartmak ve fotoğrafları yakından analiz etmek ve önceki operasyonların raporlarını ve çalışma kağıtlarını okumak çok önemlidir. Pozisyonu, rezeksiyon miktarını ve greftleri detaylı olarak anlatan çalışma kağıtları çok kullanışlıdır. Bu bilgi kombinasyonu, estetik cerrahın, orijinal deformasyonlara değer biçmesine ve onların nasıl tedavi edildiğini anlamasına, septumun ya da herhangi başka bir bölgeye müdahale edilip edilmediğini ve herhangi bir komplikasyon oluşup, oluşmadığını kavramasına yardımcı olur.  Birincil vakalar da da, burun muayenesi de aynı şekilde gerçekleştirilmelidir. Yumuşak dokular, durumlarını ve herhangi bir yaralanma olup, olmadığını anlamak amacıyla incelenmeli ve elle muayene edilmelidir.

    Burun revizyonu muayenesi, burun kökünden burun ucuna doğru olmalıdır, burun kökünün pozisyonu ve dışa çıkıklığı, burun sırtı değerlendirilmeli, inceleme ve elle muayene ile kemiksi ve orta çatı kemerinde herhangi bir asimetri olup, olmadığı belirlenmelidir. Burun ucu ve burun çatısı destekleri değerlendirilmelidir.

    Burun içi muayene, dış ve iç valvin problemlerini, septal eğrilikleri, perforasyonları ve yapışıklıkları  ortaya çıkartabilir. Septuma müdahale edilip edilmediğini değerlendirmek için ; estetik cerrah, hassas bir şekilde, septumun bir tarafını düz başlıklı bir alet kullanarak muayene edebilir ve aynı zamanda bir ışık desteği ile diğer tarafını gözlemleyebilir. Eğer septum kıkırdağı çıkarılmışsa bu bölgede bir yumuşaklık belirgin olacaktır.

    Onam Burun revizyonu ameliyatı ya da ikincil burun ameliyatı hastalarından onam almanın amacı, oluşabilecek komplikasyonlar üzerine imzalı bir tasdik almaktan daha çok, onların güvenini kazanmak üzerinedir. Basit bir şekilde “ Tam olarak garanti veremeyiz” demek, hasta için tatmin edici olmayabilir. Bunun yerine cerrahinin ve prosedürün tehlikelerine ilişkin bir bilgilendirme yapılmalıdır. Bu onamın amacı, hastanın, estetik ve fonksiyonel bir burun için beklediği ideal sonuçtan biraz daha azını bulduğu zaman, prosedürdeki aktif rolünü ve katılımını kabul etmesini sağlamaktır. Hasta ve cerrah bir takım yolculuğuna çıkmış gibi olmalıdır ve bu yolda herhangi bir sorun meydana geldiğinde, bu sorunlar takım ruhu ile giderilmeye çalışılmalıdır.

    Uzun süreli ödemler; bazı talihsiz ve görünmez kazalar, enfeksiyon ve kanama riski gibi sorunlar beklenir. Son olarak, mutsuz bir hasta ve kendini savunan bir cerrah arasındaki potansiyel bir düşmanlıktan kaçınılmalıdır.

    Revizyon burun estetiği ameliyatı hekimin bakış açısına göre hasta daha talepkardır. Önceki müdahelelerin başarısızlığından ve önceki cerrahın beceriksizliğinden bahsedilmesi hasta için çok baştan çıkartıcı olabilir. Böyle bir yaklaşım, hastalıklı bir yaklaşımdır. Kendine güvenen bir estetik cerrah gelen hastayı yaşadığı talihsizliklerle yormak yerine sorunu gidermeye odaklanır ve potansiyel kusurları tanımlamak ve bu kusurları gidermek için  revizyon burun ameliyatı planlar. Prosedürden önceki konsültasyonda, mükemmel bir sonuç için öne sürülen seçeneklerin, cerrahın hedefleri ile örtüşmesi gerekmektedir. Eğer vaadler çok yüksek olursa, hastanın beklentileri de bir o derece yüksek olacaktır. Her şey yolunda giderse, mükemmel sonuçlar elde edilirse, bunda herhangi bir sorun olmayacaktır, fakat en ufak bir kusurda ya da sorunda, hastanın bunu kabullenmesi zor olacaktır.

    BURUN REVİZYON AMELİYATI SONRASI

    Hafif asimetri, kaba burun ucu ve tanımlardaki bozukluklar gibi bir çok erken problem, ameliyatı takip eden birkaç ay içerisinde çözülebilir. İyileşme sürecinde, cerrahın hastaya destek olması gerekmektedir. 1 sene sonra genellikle bir burun revizyonu yapılır, fakat hızlı bir operasyonla düzeltilebilecek, ciddi bir hasar mevcutsa, geleneksel olarak bu operasyon bir hafta içinde yapılır. Örnekler; yerinden oynamış bir graftın çıkartılmasını ve ya septumun yer değiştirmesinden kaynaklanan, fazla kısalmış burunların düzeltimi işlemini içerir.

    Görünür dorsal belirginlik gibi minör bir kusur; birkaç ay içerisinde, lokal anestezi eşliğinde, hafif bir törpüleme ile yapılabilir. İkincil burun ucu problemlerinin düzeltimi ve kalın ve hasar görmüş yumuşak dokuların düzeltimi, birincil prosedürün üzerinden en az bir sene geçtikten sonra yapılmalıdır.

    BURUN REVİZYON AMELİYATI TEKNİKLERİ

    Cerrahi yaklaşım, hekimin tercihlerine göre değişiklik gösterir. Tek başına hiçbir yaklaşım ya da teknik, birincil ya da ikinci burun revizyonu ameliyatını uygulamak için yeterli değildir, çünkü bu endikasyonlara bağlılık gösterir. Seçilen teknik aynı zamanda, var olan zorluklara bağlıdır. Bu zorluklar, görünmeyenleri de içerir.

    Kapalı teknikle bir yaklaşım, minör kusurlar için kullanılabilir. Bu kusurlar, kemerli burun ya da küçük çökmeler olabilir, normal boyutta ve belirgin bir asimetri içermeyen burun ucuna sahip ve sadece burun sırtını sınırlayan kusurları olan hastalar kapalı revizyon için iyi adaylardır.

    Kapalı burun revizyonu ameliyatı, kesisi ile istenilen düzeltmelerin gerçekleşmesi için uygun bir görüş sağlayabilir. Bu durum özellikle, burun ucu simetrik olduğunda ve majör bir sorun oluşturmadığında geçerli olur. Fakat hekim, herhangi bir sorunla karşılaştığında ya da cerrahi görüş alanı, uygun düzeltmenin yapılmasına izin vermediğinde, açık yaklaşıma geçilmede tereddüt edilmemelidir. Özetle kapalı yaklaşım küçük burun ucu müdahalelerinde ve sadece burun sırtı problemlerinin çözümünde endikedir.

    Açık yaklaşım ise birden çok problem içeren zor burunlarda iyi bir tercihtir. Özellikle burun ucu asimetrisi, burun ucu uzunluğunun kısalığı ya da uzunluğu ve burun ucunun kaba olduğu durumlarda daha iyi bir müdahale olanağı sunar. Yine herhangi bir ikincil prosedür, travma sonrası burun ameliyatı, bir manevradan fazlasını içeren herhangi ilk yapılan rinoplasti ve zorlu tip olgularında tercih edilmelidir.

  • NEFES ALMA SORUNU

    NEFES ALMA SORUNU

    Burun tıkanıklığı yani nefes alma problemlerini Septum devisyonu, Konka hipertrofisi, Nazal valv problemleri üç başlık altında toplamak mümkündür.

    Burnu orta hatta iki eşit bölmeye ayıran yapıya septum denilir. Yapısal olarak kıkırdak ve kemikten oluşuyor. Bu yapılarda birçok faktöre bağlı olarak eğrilikler oluşabilir. En sık büyüme çağındaki travmalara bağlı oluşur ve bu eğilmelere bağlı olarak, C veya S şeklinde kıvrılır ve orta hatta olan düzlüğünü kaybeder. Bu duruma septum deviasyonu denilir. En sık nefes alma bozukluğu nedenidir.

    BURUN EĞRİLİĞİ SEPTUM DEVİASYONA BAĞLI NEFES ALMA SORUNLARI

    Burun eğriliği sorunu aslında toplumda birçok bireyde olmasına rağmen, septumdaki minimal eğrilik nefes almada bir sorun yaratmadığı için kişiler çoğunlukla bu durumun farkında değildir. Travmaya bağlı eğrilikler ile oluşan burun tıkanıklığına ilaveten burunda şekil bozukluğu da ortaya çıkar.

    Burunun eğri olması aynı zamanda burun içindeki hava yolunu daraltır veya tamamen tıkayabilir. Septumun eğri olduğu taraftaki burun boşluğu daralırken, diğer taraftaki burun boşluğu ise genişler. Bu durum burun boşluklarından geçen hava akımının dengesi bozar. Geniş olan hava yolundan fazla, dar olan hava yolundan ise daha az hava geçmesine sebep olur. Her iki burun boşluğundaki hava akımının tekrar dengesinin sağlanması için geniş taraftaki konkalar büyür ve bu durum geniş olan burun boşluğunu küçülterek karşı taraf burun boşluğu ile eşitlemeye çalışır. Bu duruma toplumda burun eti büyümesi diye bilinen konka hipertrofisi adı verilir.

    Nefes alma probleminin septum deviasyonundan sonraki en sık 2. nedenidir. Özetle Burun eğriliği, konka büyümesine sebep olur ve her iki burunun deliğinde de hava geçişi azaldığı için nefes alma problemi ortaya çıkar.

    BURUN EĞRİLİĞİ SEPTUM DEVİASYON AMELİYATI

    Septum deviasyonuna bağlı nefes alma problemi olan bir kişinin tedavisi ameliyattır. Çoğu kişi zaten bu nedenle ameliyat olacağı için aynı anda estetik burun estetiği ameliyatı da olmak ister. Kliniğimize başvuran hastaların ortalama yarısı hem nefes alma hem de estetik problemlerini düzelttirmek isteyen hastalardır. Operasyonda eğri olan kısımın çıkarılması veya düzeltilmesi ile tedavi edilir. Konka hipertrofisi ise genellikle deviye septumun düzeltilmesini takiben 3-6 ay içinde çoğu zaman kendiliğinden düzelir. Bu süreci hızlandırmak için genellikle radyo frekans uygulanır.

    Üçüncü sebep ise septumun burun sırtında üst dış kıkırdaklara yaptığı açının azalmasıdır. Bu duruma nazal valv problemi denilir. Nazal valv problemlerinin tedavisinde bu bölgeyi genişletmek için ince uzun kıkırdaklar septumun üst dış kenarına bazen tek taraflı bazense çift taraflı yerleştirilebilir.

    İLERİ DERECE BURUN EĞRİLİĞİ

    Burunun ileri derecede eğrilikleri nefes alma problemleri yanında burnun dıştan da eğri görünmesine sebep olabilir. Zaten eğer burun dıştan eğri ise büyük olasılıkla içeride de eğrilik olacağı için nefes alma problemleri de beraberinde olacaktır. Bu tür durumlarda burundaki dış eğriliği düzeltmeden sadece septum iç eğriliği düzeltmek çoğu zaman tatmin edici bir sonuç vermez, kişinin nefes alması bir miktar düzelse de hala kaliteli nefes alamaz. Bu yüzden bu iki problemin aynı operasyonda düzelmesi her zaman en iyi sonucu verecektir. Genellikle nefes alma problemi nedeniyle cerrahi uygulanacak hastalar eğer burnunda şekil bozukluğu varsa, aynı ameliyatta estetik burun ameliyatının da yapılmasını isterler. Bu sayede hem estetik hem de nefes alma problemleri tek bir müdahale ile düzeltilmiş olunuyor.

  • BURUN UCU ESTETİĞİ

    BURUN UCU ESTETİĞİ

    Burun kemiği anatomik yapısının normal olduğu yalnız burun ucundaki şekil bozukluğunu (asimetri, genişlik, düşüklük, mandala sıkılmış burun ucu deformitesi) düzeltmek için yapılan işlemdir.

    OPERASYON ÖNCESİ GÖRÜŞME
    • Görüşmede öncelikle sizin şuan ki burnunuzdan şikayetleriniz ve ameliyat sonrası beklentiniz değerlendirilir.
    • Burnuzun 8 değişik açıdan fotorafı çekilip ameliyat sonrası muhtemel görüntüsü bilgisayar üzerinde size gösterilir
    • Opere edilmiş burunların ameliyat öncesi ve sonrası fotoğrafları gösterilir.
    • Operasyona karar verdiğinizde asistanım size uygun operasyon gününü planlar
    OPERASYON TEKNİĞİ

    Kapalı rinoplasti tekniği (Burun içinden işlem yapıldığı için burun dışında iz olmaz) kullanılır.
    Burun kemik anatomisi normal olduğundan kemiğe herhangi bir işlem yapılmaz.
    Burun uç yapısını oluşturan kıkırdak ve yumuşak dokuya yeniden şekil verilir!! (Sanat ve bilimin buluştuğu nokta). Burun ucundaki düşüklük, aşırı yükseklik veya asimetri, burundaki eğrilik, burun ucu, burun delikleri düzeltilp estetik bir görünümü sağlanır. Buruna yeni estetik şeklini verdikten sonra burun dışına özel bantlar yapıştırılır. Tampon ve atel kullanılmamakta.

    OPERASYON SÜRESİ

    Burundaki problemin büyüklüğüne bağlı olarak 30-60 dakika arasında değişir.

    İYİLEŞME SÜRECİ

    Operasyondan sonra aynı gün taburcu edilir
    Operasyondan 1-2 gün sonra burun üzerine konmuş özel bandları ıslatmadan ılık bir duş alabilir ve normal yaşantınıza dönebilirsiniz.
    Operasyonda 5-7 gün sonra burun üzerindeki bantlar alınır.
    Burun yapınıza bağlı olarak gerekirse size nasıl burun ucu masajı yapılacağı gösterilir
    Üçüncü haftadan sonra operasyonun, burnunuza verdiği yaklaşık yeni şeklin farkına daha iyi varır ve keyfini çıkarmaya başlarsınız.
    Burun ucu son şeklini yaklaşık 6ay civarında alır.